İş ve ulaşım ile ilgili İngilizce kelimeler

Bu haftaki İngilizce kelime videosunda iş ve ulaşım ile ilgili önemli birkaç kelime gösteriyorum.Videonun sonunda iş arama, kovulmak, terfi ettirilmek, işe başvurmak, işveren ve buna benzer önemli kelimeleri ve okunuşlarını öğrenmiş olacaksın.

 

İngilizce hikayeler - Kemal'in iş günü
İş ve ulaşım ile ilgili İngilizce hikaye

Bu kelime videosunda gösterdiğim tüm kelimeleri kullanarak anlattığım hikayeye buradan ulaşabilirsin.

Yazıya git →

Buna benzer İngilizce kelime videoları için bu linke tıklayabilirsin – İngilizce kelimeler

 

İş ile ilgili İngilizce kelimeler

 

İşsiz – Unemployed

  • Mustafa is currently unemployed.(Mustafa şuan işsiz.)
  • There was a rise in unemployment rates.(İşsizlik oranlarında artış oldu.)

İş aramak – To look for a job

  • Mustafa is looking for a job.(Mustafa iş arıyor.)
  • İt’s a bad time to start looking for a job.(İş bakmaya başlamak için kötü bir zaman.)
  • We should go look for a job.(Gidip iş aramalıyız/Gidip iş arasak iyi olur.)

İşletme – Business

NOT: Business işletme demek ama daha bir çok anlama geliyor ve farklı durumlarda kullanılıyor.Örneğin, business aynı zamanda iş anlamınada geliyor.Mesela “işler şuan yavaş” derken.Ayrıca “kendi işine bak!” cümlesini kurmak için de business kullanılıyor.Birkaç örnek vereyim.

  • He owns a small business.(O, küçük işletme sahibi.)
  • Business is slow these days.(Bu günlerde işler yavaş ilerliyor.)
  • Mind your own business!(Kendi işine bak!)
  • İt’s none of your business!(Bu seni hiç ilgilendirmez!)

Ayrıca bir cümle var onada değinmek istiyorum.Filimlerde, dizilerde ve günlük hayatta sıkça kullanılır.Türkçe’ye çevirmek tam olarak mümkün değil ama şu anlamlara gelebiliyor.”Herzaman yaptığımı yaptım.” veya “Herzamanki gibi devam ediyor.” anlamlarına gelebiliyor.O cümle “Business as usual.” Örnek vereyim,

  • It’s business as usual in the sales department.(Satış departmanında işler herzamanki gibi.)

İş başvurusu – Job application

  • My job application went fine.(İş başvurum gayet iyi gitti.)

İşe başvurmak – to apply for a job

NOT: Videoda 48. saniyede yanlışlıkla “İşe başvurmak” yerine “İşe başlamak” demişim.Doğrusu “İşe başvurmak” olacak.Herhangi bir şekilde kafanı karıştırdıysam özür dilerim.

  • I am going to apply for a job next week.(Gelecek hafta işe başvuracağım.)
  • I’m applying for that job.(O işe başvuruyoruym.)

İş sahibi(işsizin tersi) – Employed

  • Murat is currently employed.(Murat’ın şuan bir işi var – yani Murat işsiz değil.)

Not: Self-employed, Türkçe’de serbest çalışan demek.

  • Mert is self-employed.(Mert serbest meslek sahibi.)

Çalışan/Eleman – Employee

  • These are my employees.(Bunlar benim çalışanlarım.)
  • I have 25 employees.(25 çalışanım var.)
  • Businesses that have less than 25 employees are considered small businesses.(25 çalışandan daha az çalışana sahip işletmeler küçük işletme sayılıyorlar.

 

İşveren – Employer

  • That guy in the suit is my employer.(Şuradaki takım elbiseli adam benim işverenim.)
  • My employer is very rich.(İşverenim çok zengin.)

İş yeri – Work place

  • Smoking is not allowed in the work place.(İş yerinde sigara içmek yasak.)

(Biri) için çalışmak – To work for (someone)

  • I work for Samsung.(Samsung adına çalışıyorum.)

Satmak – To sell

  • I sell used cars.(Kullanılmış araba satıyorum.)
  • He sells hair products.(O, saç ürünleri satıyor.)

 

Ürün – Product

  • I don’t like dairy products.(Süt ürünlerini sevmiyorum.)
  • We sell a variety of products.(Çeşitli ürünler satıyoruz.)

 

Hizmet – Service

  •  We also provide online services.(Online olarak da hizmet sağlıyoruz.)

 

Maaş – Salary

  • My salary is 1500 liras.(Maaşım 1500 lira.)

 

Müşteri – Client

Videoda bahsetmesemde client aslında çok önemli bir kelime ve müşteri demek.

  • Where is the client list?(Müşteri listesi nerede?)
  • My clients are the most important thing.(En önemli şey müşterilerim.)

Satış – Sales

  • A business without sales is nothing.(Satış yapamayan işletme bir hiçtir.)
  • Our sales department is very successful.(Satış departmanımız çok başarılı.)

 

Yüzde – Percentage

  • The percentage of students who failed was 20%.(Başarısız olan öğrencilerin yüzdesi %20 idi.)

 

Komisyon – Commission

  • I get a commission from each sale.(Her satıştan komisyon alıyorum.)

 

Kazanmak/Hak etmek – To earn

  • He earns less than 5 liras a day.(Günde beş liradan az kazanıyor.)
  • Take it.You earned it!.(Al, hak ettin.)

NOT: Sık kullanılan bir sözden bahsetmek istiyorum.Hani Türkçe’de “Hayatını kazanıyor.” deriz ya, mesela “Hayatını sevdiği işi yaparak kazanıyor.” İngilizce’de bunu söylemek için “He makes a living” kullanılır.Örnek vereyim,

  • He makes a living doing the thing he loves.(Hayatını sevdiği işi yaparak kazanıyor.)
  • I make a living selling guitars.(Hayatımı gitar satarak kazanıyorum.)

 

İş günü ve ulaşım ile ilgili İngilizce kelimeler

 

Uyanmak – To wake up

  • He wakes up everyday at 7 am.(O,her sabah 7’de kalkıyor.)

Ulaşım – Transportation

  • There are many modes of transportation.(Birçok  ulaşım çeşidi var.)
  • Train is my favorite mode of transportation.(Tiren en sevdiğim ulaşım çeşidi.)

 

Trafik – Traffic

  • There is a lot of traffic today.(Bugün çok trafik var.)
  • Big cities usually have traffic problems.(Büyük şehirlerin genelde trafik problemleri olur.)

İşten dolayı yoğun trafik – Rush hour

  • Lets not go now.It’s rush hour.(Şimdi gitmeyelim, işten dolayı çok trafik var.)

 

İşe gidiş ve dönüş – Commute

  • My commute time is 2 hours.(İşe gidiş ve dönüş sürem 2 saat.)
  • My only complaint is that I have a very long commute time.(Tek şikayetim işe gidiş ve dönüş süremin çok olması.)

Vakit kaybetmek – To waste time

  • I hate wasting time in traffic.(Trafikte vakit kaybetmekten nefret ediyorum.)
  • I am wasting time while I go to work.(İşe giderken boşa zaman harcıyorum.)

 

İşteki durumlar ile ilgili İngilizce kelimeler

 

Terfi ettirilmek – To get promoted

  • I think I’m getting promoted next month.(Sanırım bir sonraki ay terfi ettiriliyorum.)

NOT: Terfi ettirilmek için sık kullanılan bir kelime daha var.”Promoted” kelimesine çok benziyor.Kelime “Promotion” ve terfi anlamına geliyor.”Tanıtım” anlamında da kullanılabiliyor.

  • I think I’m getting a promotion next month.(Sanırım bir sonraki ay terfi ettiriliyorum.)

 

Zam almak – To get a raise

  • I’m getting a raise because I got a promotion.(Terfi ettirildiğim için maaşıma zam geliyor.)

 

İşten kovulmak – To get fired

  • I made a big mistake last month and now I’m getting fired.(Geçen ay büyük bir hata yaptım ve şimdi işten kovuluyorum.)

 

İşi bırakmak – To quit

  • I hate my job so I quit.(İşimden nefret ettiğim için işi bıraktım.)
  • I quit my job yesterday.(Dün işi bıraktım.)

 

Bu haftaki kelimeler bukadar.Umarım yeni birşeyler öğrenebilmişsindir.Eğer kafana takılan bir soru veya atladığımı düşündüğün birşey varsa bu sayfada bana yorum bırakabilirsin.Elimden geldiğince çabuk cevap vereceğim.Sonraki videolarda görüşmek üzere!

17 Yorum Kendi yorumunu ekle

  1. Teşekkürler takipteyiz.:) İstek olarak ”of” kullanımı tarzı birşeyler olursa ayrı olarak mutlu olurum 🙂

    • İleride o tarz paylaşımlarda da bulunmayı düşünüyorum Kaan =)

  2. Harikasiniz gercekten.Sıklıkla tekrar ediyorum.Tamda en ihtiyac duydugum konular olayi hakketen cozmussunuz..Ben de surekli take ve get i karistiriyorum.

  3. My only complaint is that I have a very long commute time. cümlesinde that’in işlevi nedir ? Açıklarsan sevinirim.

    • Burada that, cümleyi bağlamak için kullanılıyor. Bunlara “that clauses” deniyor.

      Bu cümlede, tek şikayetim (My only complaint) ile başlayan kısımdan sonra bu şikayetin ne olduğunu anlatırken cümleyi bağlayabilmek için kullandım.

  4. Sayenizde pratik bir şekilde dogru ingilizce ögreniyoruz.Cok teşekkurler…Çok faydasını göruyorum…

Yorum Bırak