Would have, Could have, Should have – Rehber (Past tense modals)

Konuyla ilgili ücretsiz PDF dosyasını indirmek için buraya tıklaman yeterli. 🙂

Geçmişte yaşanan bir olayla ilgili yorum yaparken “past tense modals” denilen bir yapı kullanılır. 

Bu yapı, “Gitmiş olabilir.”, “Daha iyi hazırlanmalıydım.” veya “Seni arardım ama fırsat bulamadım.” gibi cümleler kurmana yardımcı olur. 

Peki bu cümleleri nasıl kurabilirsin?

Bunun için might, must, would, could, should gibi modal verbleri geçmiş zamanda kullanmalısın. Bu yazıda tüm bu modal verblere değil, would, could ve should modal verblerine odaklanacağız.

Paste tense modals için would, could veya should kelimelerinden doğru olanı tercih edip arkasından “have” getirmelisin.

Kısaca, “would have”, “could have” ve “should have” kullanmalısın.

Eğer would, could ve should kelimeleri ile ilgili bir hatırlatmaya ihtiyaç duyuyorsan, geçmişte bu kelimeleri ve aralarındaki farkları anlattığım bir video yayınladım. Buraya tıklayarak o videoya ulaşabilirsin

Would, could ve should kelimelerini tazeledikten sonra, would have, should have ve could have yapılarını da kolayca anlayıp kullanabilirsin.

Have kelimesinin işlevi

Have kelimesi, present perfect tense’te olduğu gibi would, could ve should kelimelerine geçmiş zaman anlamı katar.

Mesela;

  • I would have called you, but I didn’t have time.
  • Seni arardım ama vaktim olmadı.

I would have called you. – Seni arardım. anlamına gelir. 

  • I could have won the race, but my foot was hurting.
  • Yarışı kazanabilirdim ama ayağım acıyordu.

I could have won the race. – “Yarışı kazanabilirdim” anlamına gelir.

  • I should have studied more.
  • Daha çok çalışmalıydım. 

Bu cümle yapılarında  would have, could have  ve should haveden sonra fiilin 3. hali gelir. Şimdi 3 kullanıma yakından bakalım. Sonra hepsini birleştirerek  bir alıştırma yapacağız.

“Would Have” Yapısı

“Would have” yapısı ile başlayalım. Bu yapının çok önemli iki işlevi var. 

İlki, geçmişte gerçekleşmemiş bir olayın yarattığı hayali sonuçları belirtmek. Bunu if conditionals konusundaki “third conditional” olarak da biliyor olabilirsin. 

Bu yapıda, geçmişte bir şart belirtip o şartın gerçekleşmesi halinde muhtemel bir sonuç belirtiyorduk. Örnek üzerinden daha iyi gösterebilirim.

Mesela;

  • If I had studied a lot, I would have passed the test.
  • Çok çalışsaydım sınavı geçerdim. 

Burada geçmişte gerçekleşmemiş bir olayla başlıyoruz. “Çok çalışsaydım.” 

ve bu gerçekleşmemiş olayın yarattığı hayali sonucu belirtiyoruz. 

I would have passed the test – Sınavı geçerdim. 

İşte would have yapısının ilk önemli kullanımı bu.

  • If I had left the meeting early, I wouldn’t have been late to the party.
  • Eğer toplantıdan erken çıksaydım, partiye geç kalmazdım. 

Yine burada hayali bir durumun sonucundan bahsetmiş oluyorum ve bunun için would have yapısını kullandım.

  • I wouldn’t have been so tired if I had slept early.
  • Erken uyumuş olsaydım o kadar yorgun olmazdım. 

Yine burada gerçekleşmemiş bir durumun hayali sonucunu belirtiyorum.

Bir örneğe daha bakalım;

  • If she had called me, I would have known.
  • Beni arasaydı bilirdim.

Yine gerçekte olmamış bir durumun yaratabileceği sonucu belirtmek için would have ve fiilin 3. halini kullandım.

Would have yapısının sık kullanıldığı önemli bir durum daha var. Eğer geçmişte yapmak istediğin ama yapmadığın bir durum varsa bunu yine would have ile belirtebilirsin.

Mesela;

“Seni arardım ama telefonum bozuktu.” gibi bir cümleyi would have kullanarak kurabilirsin.

I would have called you but my phone was broken.

I would have called you. burada Seni arardım. demek.

  • Jane would have passed the test, but she was sick.
  • Jane sınavı geçerdi ama hastaydı. 

Burada Jane’in yapabileceği bir ama yapamadığı bir durumdan bahsederken would have kullandım. 

Jane would have passed the test – Jane sınavı geçerdi. demek.

  • I would have come earlier, but there was traffic.
  • Daha erken gelirdim ama trafik vardı. 

Burada “I would have come earlier.” “Daha erken gelirdim.” demek.

  • He would have taken me to the airport but his car was in repair.
  • Beni havaalanına götürürdü ama arabası tamirdeydi.

Burada da yine “He would have taken me to the airport.”, “Beni havaalanına götürürdü.” demek.

“Could Have” Yapısı

Dönelim could have yapısına. Could have yapısı birkaç önemli durumda kullanılır. 

Bu yapı ilk olarak  geçmişte bir şeyin mümkün olduğunu ya da bir şey yapma fırsatın olduğunu ama yapmadığını belirtir.

Mesela;

  • I could have studied more, but I didn’t want to.
  • Daha çok ders çalışabilirdim ama canım istemedi. 

I could have studied more. – “Daha çok çalışabilirdim” anlamına gelir. 

Burada geçmişte çalışmanın mümkün olduğunu ama çalışmadığını belirmiş oluyorsun.

  • He could have called you but he  forgot.
  • Seni arayabilirdi ama unuttu.

 Yine burada da “He could have called you.”, “Seni arayabilirdi.” demek. Called, call fiilinin 3.hali.

  • My 10th birthday could have been my best birthday, but it rained.
  • 10. doğum günüm en iyi doğum günüm olabilirdi ama yağmur yağdı. 

Yine burada geçmişte mümkün olan ama gerçekleşmeyen bir şeyi belirtmiş oluyorum. “Been” burada “be” yani “olmak” fiilinin 3.hali.

Could have yapısının ikinci önemli kullanımına bakalım. Bu yapı geçmişte olan bir olayla ilgili bir tahminde bulunmak için de kullanılır.

Mesela “Uyuyakalmış olabilir.” veya “Unutmuş olabilir.” gibi cümleleri yine could have yapısı ile kurarız.

  • He isn’t here right now. He could have fallen asleep.
  • Şu anda burada değil. Uyuyakalmış olabilir. 

Burada geçmişte yaşanmış olduğunu düşündüğüm bir şeyle ilgili tahminde bulunuyorum.

  • Jane isn’t here. She could have forgotten that we have a meeting today.
  • Jane burada değil. Bugün toplantımız olduğunu unutmuş olabilir.

Yine “could have” bu kullanımda geçmişle ilgili bir tahminde bulunmama yardımcı oluyor.

Bir örneğe daha bakalım;

  • Something could have happened.
  • Bir şey olmuş olabilir.

Could have yapısıyla ilgili bilmen gereken son önemli nokta, olumsuz kullanımı.Bu yapıyı olumsuz olarak kullandığında, geçmişte bir olayın, istesen bile, mümkün olmadığını belirtmiş olursun. Bunu bir örnek üzerinden daha iyi gösterebilirim.

Mesela;

  • He couldn’t have taken your phone.
  • Telefonunu almış olamaz.

Could have taken yerine “couldn’t have taken” dediğin zaman, cümle olumsuz olur ve geçmişte bir şeyin mümkün olmadığını belirmiş olursun. 

  • She couldn’t have known what to do.
  • Ne yapacağını bilemezdi.

Known burada know fiilinin 3.hali ve cümle geçmişte mümkün olmayan bir şeyi belirtiyor.

  • The meeting couldn’t have been cancelled.
  • Toplantı iptal edilmiş olamaz.
  • There was a traffic jam. I couldn’t have arrived earlier.
  • Trafik sıkışıklığı vardı. Daha erken gelemezdim.

“Should Have” Yapısı

Son olarak “should have” yapısına bakalım. Bu çok sık kullanılan ve günlük hayatta da sık kullanma ihtiyacı hissedeceğin bir yapı. 2 önemli kullanımı var.

İlk kullanımda should have, geçmişte bir şeyin yapılmasının iyi bir fikir olacağını belirtir. Bunu, geçmişle ilgili bir tavsiye vermek gibi düşünebilirsin.

Örneğin;

  • I should have gone to the doctor.
  • Doktora gitmeliydim.

Burada, geçmişte yapmış olmayı istediğim bir şey belirtiyorum.

  • I should have studied more.
  • Daha çok çalışmalıydım.

  • He should have come earlier.
  • Daha erken gelmeliydi.

  • The homework should have been easier.
  • Ödev daha kolay olmalıydı.

Bu yapı ile olumsuz cümle de kurabilirsin. Bu durumda geçmişte yaptığın bir şeyin iyi bir fikir olmadığını ama yine de yaptığını belirmiş olursun.

  • I shouldn’t have called you yesterday.
  • Dün seni aramamalıydım.

  • He shouldn’t have been late. His customer is angry now.
  • Geç kalmamalıydı. Müşteri şimdi sinirli.

  • The lesson shouldn’t have ended early.
  • Ders erken bitmemeliydi.

Should have yapısının çok önemli bir kullanımı daha var. Bu yapı, her şeyin planlandığı gibi gittiği durumlarda olması gereken bir şeyi belirtmek için de kullanılır.

Diyelim havaalanındayız ve arkadaşımızı bekliyoruz. Uçağı saat 3.30’da inecek. Saatime baktım ve saatin 3.45 olduğunu gördüm.

Bu durumda şöyle diyebilirim:

  • The plane should have landed by now.
  • Uçak şu anda inmiş olmalı.

Bu da çok yaygın bir kullanım ve genele “by now” ifadesi ile kullanılır.

  • The meeting should have started by now.
  • Toplantı başlamış olmalı.

Burada, normal şartlar altında toplantının şu anda başlamış olması gerektiğini belirtiyorum.

  • John should have finished the exam by now.
  • John şu anda sınavı bitirmiş olmalı. 

Bu cümlede de normal şartlar altında John’un sınavını şu anda bitirmiş olması gerektiğini belirtiyorum.

  • The car should have been fixed by now.
  • Araba şu anda tamir edilmiş olmalı.

Yine burada, normal şartlar altında arabanın şu anda tamir edilmiş durumda olması gerektiğini belirtiyorum.

ÖZET

Şimdi çabucak her şeyi özetleyelim ve sonra kısa bir alıştırma yapalım.

Would have yapısı iki şekilde kullanılır. İlki, third conditional olarak bilinen, geçmişte gerçekleşmemiş bir olayın yarattığı hayali sonuçları belirtmek.

  • If I had time, I would have studied.
  • Zamanım olsaydı, çalışırdım.

Burada belli bir şartın gerçekleşmesi durumunda hayali bir sonuç belirttim.

İkinci kullanımda ise would have, geçmişte yapmak istediğin ama bir sebepten yapmadığın durumları belirtmek için kullanılır.

Mesela;

  • I would have studied, but I was sick.
  • Çalışırdım ama hastaydım.

Burada da çalışmak istediğimi ama hasta olduğum için yapmadığımı belirtiyorum.

Could have ile birlikte fiilin 3.halini kullandığında, geçmişte bir şeyin mümkün olduğunu veya yapma fırsatının olduğunu ama yapmadığını belirtir.

Mesela;

  • I could have studied more, but I didn’t.
  • Daha çok ders çalışabilirdim ama yapmadım.

I could have studied more.Daha çok çalışabilirdim. demek.

Could have, geçmişte bir olayla ilgili tahminde bulunmak için de kullanılır.

  • He could have studied more.
  • Daha çok ders çalışabilirdi. 

Bu yapıyı olumsuz olarak da kullanabilirsin. Bu durumda geçmişte bir olayın mümkün olmadığını belirtmiş olursun.

Örneğin;

  • He couldn’t have studied more.
  • Daha fazla ders çalışamazdı.

Son olarak should have kullanımına baktık. Bu özellikle çok yaygın bir yapı.

İlk kullanımda geçmişte bir şeyin yapılmasının iyi bir fikir olacağını belirtir. 

Kısaca, geçmişte yaşanan bir şeyle ilgili bir tavsiye vermiş olursun.

  • He should have studied more.
  • Daha çok ders çalışmalıydı.

Should have’i normal şartlarda gerçekleşmesi gereken bir şeyi belirtmek için de kullanabilirsin.

Mesela;

  • The exam starts in 15 minutes. He should have studied by now.
  • Sınav 15 dakika içinde başlıyor. Bu noktada ders çalışmış olmalı.

TELAFFUZ PÜF NOKTASI

Devam etmeden önce, telaffuzla ilgili de önemli bir noktaya değinmek istiyorum. Özellikle ana dili İngilizce olan insanlar bu yapıları kısaltarak telaffuz edebiliyorlar. 

Mesela;

“I should have called you.” gibi bir cümle sıkça “I should’ve called you.” şeklinde söylenir. Should’ve burada should have anlamına gelir.

veya “He would have called.” yerine “He would’ve called.” diyebilirsin

Benzer şekilde “I could have been there.” gibi bir cümlenin sıkça “I could’ve been there.” şeklinde telaffuz edildiğini duyabilirsin. 

Hatta bazı ekstrem durumlarda v sesinin de yutulduğunu görebilirsin. 

Mesela;

“I would’ve called you.” yerine “I woulda called you.” duyabilirsin

veya “I shouldn’t have called you.” yerine “I shouldn’ta called you.” duyabilirsin.

Böyle kısaltmaları duyduğunda ilk başta korkup anlayamayacağını hissedebilirsin veya neden bu kadar yutulduğunu merak etmiş olabilirsin.

Bir tüyo olarak şunu söylemek istiyorum. Eğer bir yapı çok yutuluyorsa veya oldukça vurgusuz telaffuz ediyorsa, bunun sebebi genelde konunun gidişatı ve gramer yapısı olarak başka bir alternatifinin olmaması oluyor.

Mesela, “I shouldn’t have called you.” cümlesine tekrar bakalım.

Bu cümleyi “I shouldn’ta called you.” olarak söylendiğini düşünelim. 

Bu ekstrem kısaltmaya rağmen aslında burada ne söylendiği çok belli. Bunu dinlediğinde iki farklı şekilde anlayabilirsin.

  1. I shouldn’t of called you. anlayabilirsin. Bu gramer olarak komple yanlış ve mümkün olmayan bir yapı
  1. Shouldn’ta dendiğinde bunu sadece shouldn’t olarak algılayabilirsin.

Ancak bu da mümkün değil çünkü “should” modal verbı “have” ile kullanılmadığında arkasından fiilinin 3.hali gelemez.

“I shouldn’t called you.” da gramer olarak hatalı. Bu ancak “I shouldn’t call you.” olabilir. 

Tüm bu olasılıkları elediğinde geriye sadece “I shoulnd’t have called you.” cümlesi kalıyor ve söylenenin bu olduğuna emin olabiliyorsun.

Uzun süredir İngilizce konuşan kişiler bunu içsel olarak bildikleri için de böyle yapıları oldukça vurgusuz ve kısaltarak söyleybileceklerini ve buna rağmen anlaşılacaklarını biliyorlar.

O yüzden, gelecekte anlaması zor telaffuzlar ve yutulmalarla karşılaştığında korkma. Muhtemelen cümleyi tamamen farklı duysan bile, konu ve gramer olarak duydukların oraya asla uyamayacağı için öyle bir kısaltma var . Bunu farkettiğinde bütün yutulmaları daha rahat anlayabilmeye başlayacaksın 🙂

Ek Örnekler

  • We are getting late. We shouldn’t have sat that long.
  • Geç kalıyoruz. O kadar uzun oturmamalıydık.

  • The weather couldn’t have been worse.
  • Çok soğuktu. Hava daha kötü olamazdı.

  • I’m very hungry. I should have eaten before I came here. 
  • Çok açım. Gelmeden önce bir şeyler yemeliydim.

  • We should have joined you, but we had something important that we needed to do that day.
  • Sana katılırdık ama o gün yapmamız gereken bir işimiz vardı.

  • Jane could have called you, but she didn’t know your number.
  • Jane seni arabilirdi ama numaranı bilmiyordu.

  • I hate this book. I shouldn’t have bought it.
  • Bu kitaptan nefret ediyorum. Onu satın almamalıydım.

Evet, harikasın. Artık would have, should have ve could have konularına hakimsin ve sen de böyle cümleler kurabilirsin. Okuduğun için teşekkür ederim ve görüşürüz 🙂

1 Yorum Kendi yorumunu ekle

  1. Merhaba bu konuyla ilgili değil sorum başdakı videolardan bir sorum var. Dili ogrenirken önce aksan seçin demişdiniz yazıda. Eğer konusarken ingiliz ve amerikan aksanini karistirip konusursak yalnış mı oluyor? Yani bir ana dili ingilis olan insan karışık konusursam guler mi bana? Bazı kelimeler kucukluyumden ingiliz aksaniyla ezberlemisim beynime sımdi amerikan ingilizcesi kolay olsa da artık onu degistiremiyorum dilimden ingiliz aksani çıkıyor , bilmedigim sözleri de amerikan aksaniyla ogreniyorum sımdi. :)) Karışık kafam şu an nə yapmam gerekli m?

Yorum Bırak