Bugünlerde Kullanılan 21 Kelime

Bu dersimizde biraz güncel bir konu üzerinde durmak istedim. Şu sıralarda sık kullanılan birkaç kelime üzerinde duracağım. Özellikle yaşamakta olduğumuz bu süreçten dolayı haberler ve konuştuklarımızın büyük bir bölümünü yaşamakta olduğumuz bu global salgın etkiliyor. 

Eğer yabancı haberleri takip etmeyi seviyorsan, veya yabancı arkadaşlarınla bu dönemde daha etkili bir şekilde konuşabilmek istiyorsan, salgına yönelik sıkça kullanılan kelimeleri bilmekte fayda var.

O yüzden bu derste haberlerde ve konuşmalarda karşıma çok sık çıkan ve kullanma ihtiyacı hissettiğim kelimelerden bazılarını göstermek istedim. 

Evet, en baştan başlayarak kronolojik bir şekilde salgınla ilgili sık kullanılan kelimeleri inceleyerek başlayalım.

Her şeyden önce salgınla ilgili haberimiz oldu. Salgın için kullanılan iki yaygın kelime var. epidemic ve outbreak.

Epidemic daha bilimsel bir kelime. Outbreak kelimesi ise günlük hayatta ve haberlerde sıkça kullanılır. Bu kelimeyi dışa kırılım olarak düşünebilirsin. Bir noktadan doğru dışa kırılım oluyor yani bir yayılım. O yüzden de “outbreak” salgın anlamına geliyor.

Bir epidemic veya outbreak’in merkezi olur, yani salgın bir yerden başlayıp dışarı doğru yayılır. Bu merkez noktasına ise “Epicenter” denir. Salgının merkez noktası. Mesela,

“There is a virus outbreak” cümlesi “Bir virüs salgını var” demek. Bu cümleyi “There is an epidemic” şeklinde de kurabilirsin.

  • The epicenter of the outbreak is China.
  • Salgının merkezi Çin.

Eğer bir salgın küresel hale gelirse ve bir çok ülkeye yayılırsa, bu sefer salgına “pandemic” denir. 

  • Outbreak veya epidemic (Salgın)
  • Epicenter (Merkez veya merkez üssü)
  • Pandemic (Küresel salgın)

Bir salgın olduğunun haberi geldiğinde, ilk yapılan şey hastalığın semptomlarının söylenmesi. Semptom yani belirti İngilizcede symptom demek.

Örneğin “Cough” yani “öksürük” ve “Fever” yani “ateş”, birer symptom.

  • If you are showing symptoms such as coughing and fever, you need to see a doctor. 

Bu cümlede “if you are showing symptoms” ifadesi “eğer semptom/belirti gösteriyorsan” demek. Such as burada “gibi” anlamına geliyor ve bu ifadeden sonra “ne gibi semptomlar” gösterdiğin belirtiliyor.

  • Coughing and fever (Öksürük ve ateş)

Cümle “Eğer oksürük veya ateş gibi semptomlar gösteriyorsan, bir doktora gitmelisin” demek.

Salgın devam ettikçe virüs yayıldı. Bu anlamda yayılmak, “spread” demek. Spread hem fiil olarak kullanılır hem de isim. İsim olarak kullanıldığında “yayılma” anlamına gelir.

Mesela “The speed of the spread is increasing”, “Yayılmanın hızı yükseliyor” anlamına gelir. “increase” yükselmek demek. Bu cümlede “spread”, isim olarak kullanılıyor.

“The virus is spreading fast” dersem de “Virüs hızlı yayılıyor” demiş olurum. Burada spread fiil olarak kullanılıyor. 

  • Symptom veya symptoms (Belirti veya belirtiler)
  • Cough (Öksürük demek)
  • Fever (Ateş)
  • Spread (Yayılmak/yayılma)

Virüs yayıldıkça yeni vakalar olur ve vaka sayısı artar. Vaka İngilizcede case demek. Vaka sayısı da “Case count” veya “total number of cases” yani “vakaların toplam sayısı” şeklinde belirtilir.

  • There are 100 new cases today.
  • Bugün 100 yeni vaka var.
  • The case count is at 10.000 .
  • Vaka sayısı 10.000’de.,
  • The total number of cases is 100.000.
  • Toplam vaka sayısı 100.000.

Vaka sayısı arttıkça, ülkeler bazı önlemler almak zorunda kalırlar. Önlem almak için kullanılan iki yaygın kelime var. Measure ve precaution. Measure normalde ölçmek anlamına geliyor ancak isim olarak kullanıldığında “önlem” demek.

Aynı şekilde precaution kelimesi de önlem demek.

Özellikle “measure” kelimesini haberlerde sıkça duyarsın. 

  • New measures are being taken to stop the spread.
  • Yayılmayı durdurmak için yeni önlemler alınıyor. 

Bu cümle edilgen bir cümle bu nedenle “are being taken” yani “alınıyor” dendi. 

  • Case (Vaka)
  • Case count (Vaka sayısı)
  • The total number of cases (Toplam vaka sayısı)
  • Measure / precaution (Önlem)

Alınan önlemlerden biri sokağa çıkma yasağı olabilir. Bunun için kullanılan kelime “lockdown”. “lockdown” kelimesi genelde “on” edatı ile kullanılır. Yani bir şehrin üzerinde bir lockdown vardır.

Mesela istanbul’da sokağa çıkma yasağı varsa veya istanbul’a giriş çıkışlar kapatılmış durumda ise “Istanbul is on lockdown” veya “There is a lockdown on Istanbul” diyebilirsin. 

Veya “We are on lockdown” dersen, evimizden dışarı çıkmıyoruz veya dışarı çıkma yasağımız var demek. Bazen bunu “We are under lockdown” şeklinde de duyabilirsin ve iki kullanım da karşına çıkacaktır.

Alınan bir diğer “precaution” yani “önlem”, sosyal mesafe. Son zamanlarda en çok karşılaştığım İngilizce ifadelerden biri bu. Sosyal mesafe İngilizcede “social distance” demek. Sosyal mesafede bulunma ise “social distancing” şeklinde söyleniyor

  • Social distancing is important to stop the spread of the virus.
  • Sostal mesafede bulunmak virüsün yayılmasını azaltmak açısından önemli.
  • Lockdown (Sokağa çıkma yasağı)
  • Social distance (Sosyal mesafe)
  • Social distancing (Sosyal mesafe eyleminde bulunma)

Bunu dışında her ülke günlük olarak hasta olabilecek kişilere test yapıyor. Eğer test pozitif çıkarsa, hastalık var demektir. Negatif çıkarsa da hastalık yok demek. 

İngilzcede bu şekilde söylenir. Mesela,

  • I tested positive.
  • Testim pozitif çıktı.

Bunu “pozitif testledim” gibi de düşünebilirsin.

  • I tested negative.
  • Testim negatif çıktı.
  • To test positive (Pozitif testlemek)
  •  To test negative (Negatif testlemek)

Pozitif testlenen kişiler karantinaya alınıyor. Karantina İngilizcede quarantine şeklinde söylenir.

  • He tested positive, so he is in quarantine.
  • O pozitif testledi, bu yüzden karantina altında.

Vaka sayısı yani “case count” yükseldikçe, insanların tedavi edilmesi gerekiyor. Tedavi İngilizcede “treatment” anlamına gelir.

  • They are searching for an effective treatment.
  • Etkili bir tedavi arıyorlar.

Son olarak, tedavi yani treatment gören bir kişi iyileştiğinde “recover” yapmış olur yani “iyileşmiş olur”.

  • After 10 days, he fully recovered.
  • 10 gün sonra tamamen iyileşti.

Şimdi çabucak tüm kelimeleri hızlı bir şekilde tekrar edelim.

  • Outbreak – Salgın
  • Epidemic – Salgın anlamına geliyor. Daha bilimsel bir kelime.
  • Epicenter – Merkez üssü
  • Pandemic – Bir epidemic yani salgın küresel halde geldiğinde pandemic olur.
  • Symptom veya Symptoms – Semptom veya Semptomlar
  • Cough – Öksürük
  • Fever – Ateş 
  • Spread – Fiil olarak kullanıldığında “yayılmak” ve isim olarak kullanıldığında “yayılma”
  • Case – Vaka
  • Case count / total number of cases – Vaka sayısı / toplam vaka sayısı
  • Measure/ precaution – Önlem
  • Lockdown – Tecrit veya sokağa çıkma yasağı
  • Social Distance/Social distancing – Sosyal mesafe ve sosyal mesafede bulunma
  • To test positive/negative – Pozitif teslemek veya negatif testlemek
  • Quarantine – Karantina
  • Treatment – Tedavi
  • Recover – İyileşmek

Evet, güncel olarak işine yarayabilecek bazı kelimeler ve cümleler bu şekilde. Artık sen de bu kelimeler sayesinde hem haberleri daha etkili şekilde takip edebilir, hem de bu bilgileri İngilizce daha iyi aktarabilirsin. 🙂 

17 Yorum Kendi yorumunu ekle

  1. Ben bu sene ydt ye hazırlanıyorum ve paragraf bölümünde salgınla alakalı kelimelerini geçecegini tahmin ediyorum bu işime yarayan bir video oldu çok teşekkür ederim sağlıkla kalın.

  2. Ya gerçekten harikasınız, çok etkileyici bir tarzınız var. Yoğunluğun geçince kurslarınızdan da satın alacağım. Ücretsiz sunduğunuz kaynaklar dahi çok etkili. Sağolun💐💐

  3. Emeğinize sağlık her şeyi çok güzel açıklamışsınız gerçekten. Medium uygulamasını bi incelemenizi tavsiye ederim belki ordan da yayın yaparsınız. Kolay gelsin.

  4. gerçekten videolarınız,sunumlarınız harika. hep ingilizce öğrenmek ister ama bir türlü başlayamazdım. sizin sayenizde ingilizceyi daha kolay anlayabiliyorum. iyiki varsınız. tek kelime ile mükemmelsiniz, çok çok çok teşekkürlerrr :)))))

Yorum Bırak