Zayıflama ile ilgili İngilizce kelimeler

Bu videoda zayıflama ile ilgili en önemli İngilizce kelimeleri gösteriyorum.Videonun sonunda kilo vermek, ağırlık, idman, sağlıklı yemek, protein, tüketmek gibi kelimelerin İngilizce’de ne anlama geldiğini öğrenmiş olacaksın.Her zamanki gibi İngilizce kelimelerle ilgili ek açıklamalar ve örnek cümleler altta mevcut.İşte video …

Buna benzer İngilizce kelimeler videosu için buraya tıklayabilirsin – İngilizce kelimeler

Zayıflama ile ilgili İngilizce Hikayeler

Bu kelime videosunda gösterdiğim tüm kelimeleri kullanarak anlattığım hikayeye buradan ulaşabilirsin.

Yazıya git →

İngilizce kelimeler ve anlamları

 

Kilo/Ağırlık – Weight

 

  • How can I measure the weight of this food?(Bu yemeğin ağırlığını nasıl ölçebilirim/bulabilirim.)
  • What is the best weight loss program?(En iyi kilo kaybı programı hangisi?)

NOT:Bilmen gereken önemli bir şey var.İngilizce’de tartmak için “Weigh” kelimesi kullanılır.Örnek vereyim.

  • Can you weigh this package?(Bu paketi tartarmısın?)
  • How much do you weigh?(Kaç kilosun?)
  • I weigh 70 kilos.(70 kiloyum.)

Weight genelde bir şeyin ağırlığını belirtmek için kullanılır.Mesela aklıma ilk gelen örnek kargo.Kargo aldığınıda ve üzerinde ağırlık yazdığında şu şekilde görürsün

Weight: 3.45 kilos.

Kilo vermek – To lose weight

 

Weight kelimesinin kullanıldığı diğer bir yer burası.To lose weight, kilo vermek anlamına geliyor.

  • I lost 3 kilos since I started.(Başladığımdan beri 3 kilo verdim.)
  • I need to lose some weight until the summer.(Yaza kadar biraz kilo vermem lazım.)

Kilo kaybı – Weight loss

 

  • Which weight loss and diet program do you prefer?(Hangi kilo kaybı ve diyet programını tercih ediyorsun?)

Kilo almak – To gain weight

 

  • I gained a lot of weight during winter.(Kış boyunca çok kilo aldım.)
  • Mert gained 3 kilos when he stopped running.(Mert koşmayı bırakınca 3 kilo aldı.)

Kilolu – Overweight

 

  • Can is overweight.(Can kilolu.)
  • A lot of people in America are overweight.(Amerika’da bir çok insan kilolu.)

Daha az yemek – To eat less

 

  • İf you want to lose weight you need to eat less.(Kilo vermek istiyorsan az yemen lazım.)
  • I am trying to eat less.(daha az yemeye çalışıyorum.)

İdman yapmak – To workout

 

  • We need to start working out again.(Tekrar idman yapmaya başlamalıyız.)
  • How often do you workout?(Ne sıklıkta idman yapıyorsun?)

Yağ yakmak – To burn fat

 

  • You need to burn fat if you want to look good.(İyi gözükmek istiyorsan yağ yakmalısın.)
  • İt is hard to burn fat.(Yağ yakmak zordur.)

Kardiyo – Cardio

 

Kardio yavaş spor veya ağırlık kaldırmadığın, kas yapmadığın ve güçlenmeye çalışmadığın spor anlamına geliyor.Genelde zayoflamak amacıyla yapılır.Mesela koşu bir çeşit kardiodur.

  • I do cardio every night.(Her akşam kardio yaparım.)
  • Running is my favorite type of cardio.(Koşu en sevdiğim kardio türüdür.)

Ağırlık kaldırmak – Weight lifting

 

  • You need to lift weights is you want to get stronger.(güçlenmek istiyorsan ağırlık kaldırmalısın.)
  • I need to start weight lifting again.(Tekrar ağırlık kaldırmaya başlamalıyım.)

Kas yapmak – To gain muscle

 

  • If you want to gain muscle, you need to start lifting weights.(Eğer kas yapmak istiyorsan ağırlık kaldırmalısın.)
  • He wants to gain a lot of muscle.(Çok kas yapmak istiyor.)

Not:İngilizce’de kas yapmak demek için aynı “To gain weight” gibi “Kas almak” şekilnde söylemen lazım.”Make muscle(kas yapmak)” tarzında bir şey yok ve bunu söylemen kafa karıştırabilir.

Kalori – Calories

 

  • Be careful of your calorie intake.(Kalori alımına dikkat et.)
  • You need to count your calories.(Kalorilerini sayman lazım.)

Tüketmek – To consume

 

  • Try to consume less calories.(Daha az kalori tüketmeye çalış.)
  • You are consuming too much chocolate.(Çok fazla çikolata tüketiyorsun.)

Sağlıklı yemek – To eat healthy

 

  • İf you want to lose weight, you need to eat healthy.(Kilo vermek istiyorsan sağlıklı yemek yemelisin.)
  • Eat healthy everyday.(Her gün sağlıklı beslen.)

Sağlıksız yiyecek – Unhealthy food

 

  • Stay away from unhealthy food.(Sağlıksız yiyecekten uzak dur.)
  • Eating unhealthy food will make you fat.(Sağlıksız beslenmek şişman olmana sebep olur.)

Porsiyon – Portion size

 

  • Be careful of your portion size.(Porsyonlarına dikkat et.)
  • Your portion size should be small.(Porsyonun küçük olmalı.)

Karbonhidrat – Carbs

 

  • Consuming a lot of carbs will prevent you from getting slim.(Çok fazla karbonhidrat tüketmek zayıflamanı önler.)
  • Consume carbs before you workout.(İdman yapmadan önce karbonhidrat tüket.)

Protein – Protein

 

  • İf you want to gain muscle you need to eat food that has a lot of protein.(Eğer kas yapmak istiyorsan bol protein içeren yiyecekler yemelisin.)
  • Protein will help grow your muscles.(Protein kaslarının büyümesine yardımcı olur.)

Yağ – Fat

 

  • Hamburgers have a lot of fat in them.(Hamburgerler çok yağ içerir.)
  • Don’t eat fatty food.(Yağlı yiyecekler yemek.)

NOT: yağlı demek için İngilizce’de “Fatty” kelimesini kullanabilirsin.Ama bu carbs ve protein için geçerli değil.Yani “Carby food” veya “Proteiny food” diye birşey yok.

Diyeti destekleyen ek ürünler – Supplements

 

Many athletes take supplements.(Bir çok atlet diyet takviyesi alır.)
Do you take any supplements?(Diyet takviyesi alıyormusun?)

Evet kelimeler bu kadar.Artık zayıflamayla ilgili en önemli İngilizce kelimeleri biliyorsun.Sonraki videolarımda “zayıflama ile ilgili İngilizce kelimeler” ve “spor ile ilgili İngilizce kelimeler” başlıklı videolarda gösterdiğim kelimeleri içeren kısa bir İngilizce hikaye anlatacağım.Buradaki kelimelerin hemen hepsi orada olacaktır.

14 Yorum Kendi yorumunu ekle

  1. En kisa zamanda gone_been farkini anlatabilir misiniz, okulda bu konuda sinav olacagız.Yardimci olabilir misiniz. Bu konuda video cekebilir msnz

  2. Protein will help grow your muscles. BURADA “grow” UN İNG ALMASI GEREKMEZ MİYDİ YADA ORTAYA “TO” GELMESİ ?

    • Normalde “to” gelir fakat grow, take v.b çok kullanılan kelimelerde yazılmayabiliyor. Bu durumda yazsan da yazmasan da doğru.

    • 1. to help (to) do something.

      I helped put the dishes back on the shelf.
      I helped to put the dishes back on the shelf.

      2. to help someone (to) do something.

      Susan helped her mother find the lost money.
      Susan helped her mother to find the lost money.

      3. can’t/couldn’t help doing something.

      Edward can’t help listening at the door when the boss is talking on the phone.

  3. merhaba burak ben yurt dışına dil bilmeden çıktım bir ay oldu insanları az anlıyorum ama en büyük sorunum konuşamamak ve 6 ay kalıcam bana önerebileceğin bir şey var mı biraz panik haldeyim

  4. Burak kardesim okulda ki ogretmenim senin gibi ingilsce gecseydi simdiye profeser olmusdum tesekkur ederim sana

  5. Sevgili Burak, harikasin. Cok tesekkur ediyoruz bu yardimlarina. Hakkini odeyemeyiz. Ama Yaratici bu tesekkurlerin karsiligini sana verecektir.

  6. Ben Neriman Esrefoglu A.B.D Texas/ Austin’ da yasiyorum. 53 yasindayim 15 yildir burdayim ama simdi ingilizce ogreniyorum, sen olduktan sonra gel de ogrenme.

    Sevgilerimle

  7. Burak merhaba,

    aşağıdaki cümlede Türkçe açıklamasında bir düzeltme gerekiyor mu?
    How can I measure the weight of this food?(Bu kilonun ağırlığını nasıl ölçebilirim/bulabilirim.)

    • Merhaba,

      Evet ve gerekli güncellemeyi yaptım. Uyarı için teşekkür ederim =)

  8. Burak kardeşim gerçekten çok farklısın sempatiksin ve gerçekten etkili bir tarzın var.Çok teşekkürler,iyiki varsin:)

Yorum Bırak