Can, could ve able to arasındaki fark ne?

Bu dersimizde can ve could kelimelerine ve bu kelimelerin “able to” ile olan farkında bakacağız.

Konuyla ilgili PDF dosyasını indirmek için linke tıklayarak e-posta adresini bırakman yeterli. =)

Hem can, hem able to, İngilizce konuşurken bir kabiliyet veya beceri belirtmek için kullanılıyor.

Mesela

  • I can run fast.
  • I am able to run fast.

Cümleleri “Hızlı koşabiliyorum” demek.

Peki aralarında ne gibi farklar var. Her zaman can yerine able to kullanabiliyor musun? Aynı anlama geliyorlarsa sadece birini tercih etmen yetmez mi? ve dikkat etmem gereken durumlar ve ince noktalar var mı?

Her şeyden önce can, could ve be able to ifadelerinin anlamına bakalım.

Can, bir şeyi yapabildiğini veya bir yeteneğe sahip olduğunu belirtmek için kullanılan bir modal verb. Could ise “can” fiilinin geçmiş zaman hali.

Mesela;

  • I can play football.
  • Futbol oynayabiliyorum.
  • I could play football.
  • Futbol oynayabiliyordum.

To be able to ise yine “yapabilmek” anlamına geliyor ve be fiilinden ve able zarfından oluşuyor.

  • I am able to play football.
  • Futbol oynayabiliyorum.

Geçmiş zamanda cümle kurarken de “am/is/are able to” yerine “was/were able to” kullanmalısın.

  • I was able to catch the bus.
  • Otobüsü yakalayabildim.

Kısaca, bu iki ifade bir şeyi yapabildiğini veya bir yeteneği belirtiyor.

Bu iki ifade birçok durumda aynı anlama gelse de aralarında bir fark var ve her zaman can yerine able to kullanamıyorsun. Hatta “can” kullanamadığın ve mecburen “able to” kullanman gereken durumlar da var. Bunu anlamak için de birkaç istisnayla birlikte kurduğun cümlenin zamanına hakim olman lazım.

O yüzden bu iki ifadeyi ve farklılarını şimdiki zaman, geçmiş zaman ve gelecek zaman olarak 3 bölümde inceleyeceğiz. Böylece hem her zamanda cümle kurmayı pekiştireceksin, hem de aralarındaki ince farkları zaman bazında anlayabileceksin.

Geniş zamanla başlayalım. Geniş zamanda bir yetenekten veya bir şeyin yapılabildiğinden bahsederken, hem can hem de be able to kullanılabiliyor. Bu zamanda hangi ifadeyi kullanmak istediğin sana ve senin tercihine bağlı.

Mesela,

  • I can read really fast.
  • Çok hızlı okuyabiliyorum.
  • I am able to read really fast.
  • Çok hızlı okuyabiliyorum.

Olumsuz olarak da bu cümleleri kurabilirsin.

  • I can’t read really fast.
  • Çok hızlı okuyamıyorum
  • I am not able to read really fast.
  • Çok hızlı okuyamıyorum.
  • She can swim well.
  • İyi yüzebiliyor.
  • She is able to swim well.
  • İyi yüzebiliyor.
  • She can’t swim well.
  • İyi yüzemiyor.
  • She isn’t able to swim well.
  • İyi yüzemiyor.
  • They can speak German.
  • Almanca kouşabiliyorlar.
  • They are able to speak German.
  • Almanca konuşabiliyorlar.
  • They can’t speak German.
  • Almanca konuşamıyorlar.
  • They aren’t able to speak German.
  • Almanca konuşamıyorlar.

Kısaca, geniş zamanda istersen can, istersen able to kullanabilirsin. Aralarındaki tek ince fark şu: can kelimesi geniş zamanda daha sık kullanılıyor. Be able to ise biraz daha resmi bir kullanım.

Şimdi geçmiş zamana bakalım.

Önceliklw Geçmiş zamanda konuşurken “can” kelimesi “could” halini alır. “am/is/are able to” ifadesi ise “was/were able to” halini alır.

Geçmiş zamanda could ve able to, genel olarak geçmişte yapabildiğin ama artık yapamadığın şeyleri belirtmek için kullanılıyor.

Mesela “I could run really fast when I was 18 years old” cümlesi “Ben 18 yaşındayken çok hızlı koşabiliyordum” demek. Bu cümleyi kurduğunda “ama artık hızlı koşamadığın” anlamı da oluyor.

Bu cümleyi benzer şekilde “I was able to run really fast when I was young” şeklinde de kurabilirsin ve aynı anlama gelir. Birkaç örneğe bakalım.

  • He could dance really well when he was young.
  • Gençken çok iyi dans edebiliyordu.
  • He was able to dance really well when he was young.
  • Gençken çok iyi dans edebiliyordu.

Olumsuz olarak da bu cümleleri kurabilirsin.

  • He couldn’t dance really well when he was young.
  • Gençken iyi dans edemiyordu.
  • He wasn’t able to dance when he was young.
  • Gençken iyi dans edemiyordu.
  • They could play football.
  • Futbol oynayabiliyorlardı.
  • They were able to play football.
  • Futbol oynayabiliyorlardı.
  • They couldn’t play football.
  • Futbol oynayamıyorlardı.
  • They weren’t able to play football.
  • Futbol oynayamıyorlardı.

Geçmiş zamanda can ve able to ile cümle kurarken bir istisnaya dikkat etmen lazım. Eğer genel olarak yapılabilen bir şey değil de, geçmişte yapılmış tekil bir olaydan bahsediyorsan “could” değil “able to” kullanılmalı.

Şu ana kadar hep geçmişte genel olarak yapılabilen veya yapılamayan şeylerden bahsettik. Ancak diyelim belli bir olaydan bahsediyoruz. Mesela “Dün toplantıya katılabildim” gibi. Burada geçmişte bir noktdan veya belli bir olaydan bahsediyoruz. Genel bir yetenekten değil. Bu durumda sadece “able to” kullanılabilir.

  • I was able to attend the meeting yesterday.
  • Bunu şöyle de düşünebilirsin.

Eğer “Oynayabiliyordu, koşabiliyordu, dans edebiliyordu” diyorsan ve genel bir yetenekten bahsediyorsan hem could hem de able to kullanabilirsin.

Ancak “Oynayabildi, koşabildi, dans edebildi” şeklinde tekil bir olaydan veya andan bahsediyorsan sadece able to kullanabilirsin.

Birkaç örneğe bakalım.

  • I was able to help my teacher.
  • Öğretmenime yardım edebildim.

(Genel bir beceriden bahsetmiyoruz, geçmişte belli bir andan bahsediyoruz. O yüzden able to kullandık.)

  • They were able to finish the project on time.
  • Projeyi vaktinde bitirebildiler.

(Yine geçmişte genel olarak yapılabilen bir şeyden değil, belli bir andan bahsediyoruz. O yüzden “able to” kullandık)

  • He was able to score a goal at the last second.
  • Son saniyede gol atabildi.

(Yine belli bir andan bahsettiğimiz için “able to” kullanıldı)

Kısaca, geçmişte belli bir andan bahseden olumlu cümleler kurarken “able to” kullanılır.

Bu nokta haricinde hem olumlu hem olumsuz cümle kurarken ister could ister able to kullanabilirsin.

Son olarak gelecek zamandaki cümlelere bakalım.

Gelecek zamanda yapabildiğin bir şeyi veya bir yeteneği belirtmek istiyorsan sadece “will be able to” kullanılabilir. Bunun sebebi “can” kelimesinin bir modal verb olması. İngilizce konuşurken iki modal verb arka arkaya gelemiyor ve bu nedenle “can will” gibi bir ifade mümkün değil.

Mesela “Gelecek sene tenis oynayabileceğim” cümlesini “I will be able to play tennis next year” şeklinde kurabilirsin.

Haftaya denizde yüzebileceğim cümlesini “I will be able to swim next week” şeklinde kurabilirsin.

Veya “Önümüzdeki ay konsere gidebileceğiz” cümlesini “We will be able to go to the concert next month” şeklinde söyleyebilirsin.

Harikasın. Bu derste çok fazla detay gördün o yüzden her şeyi kısaca özetleyelim.

“Can, could ve able to” ifadeleri bir yetenek veya bir şeyin yapılabildiğini belirtmek için kullanılan kelimeler.

Geniş zamanda cümle kurarken hem can hem de able to kullanabilirsin ve kurduğun cümleler aynı anlama gelir. Able to sadece biraz daha resmi.

  • I can play basketball well.
  • İyi basketbol oynayabiliyorum.
  • I am able to play basketball well.
  • İyi basketbol oynayabiliyorum.

Geçmiş zamanda konuşurken “can”, “could” halini alır.

Eğer genel olarak geçmişteki bir yetenekten veya yapılabilen bir şeyden bahsediyorsun hem could hem de able to kullanabilirsin.

  • I could dance when I was young.
  • Gençken dans edebiliyordum.
  • I was able to dance when I was young.
  • Gençken dans edebiliyordum.

Ancak istisna olarak dikkat etmen gereken bir nokta var. Genel olarak yapılabilen bir şeyden değil de belli bir tekil olaydan bahsediyorsan ve olumlu cümle kuruyorsan “could” değil “able to” kullanılmalı.

  • I was able to catch the bus.
  • Otobüsü yakalayabildim.

(Burada belli bir anda otobüsü yakalayabildiğnden bahsediyorsun. O yüzden “able to” kullanıldı ve böyle tekil olaylarda could kullanamıyoruz.)

Buradaki ayrımı şöyle de düşünebilirsin. “Yapabiliyordu” derken “hem could hem able to”, “Yapabildi” deyip tekil bir olaydan bahsederken de “able to” kullanabilirsin.

Son olarak gelecek zamanda yetenek belirtmeye baktık.

Burada da iki modal verb arka arkaya gelemediği için sadece will be able to kullanılabiliyor.

 Mesela “Haftaya denizde yüzebileceğim” cümlesi “I will be able to swim next week” şeklinde söylenir.

Veya “Önümüzdeki ay toplantıya katılabilecekler” cümlesi “They will be able to attend the meeting next month” demek.

Evet, harikasın. Artık can, could ve able to ifadeleri arasındaki farkları ve birkaç ince noktayı biliyorsun.

1 Yorum Kendi yorumunu ekle

Yorum Bırak