İngilizce konuşmaya başlamak için bunu yap

15 yaşındayken oturduğumuz siteye Amerikalı bir aile taşındı ve Mike adında yaşıtım olan bir çocukları vardı. Bu tam da Harry Potter kitapları yüzünden İngilizce konuşmaya ve öğrenmeye çok meraklı olduğum bir dönemdi.

O yüzden hemen Mike’la tanışmaya karar verdim. Çok iyi İngilizce bildiğimi düşündüğüm için onunla iyi anlaşabileceğimize emindim. Ama tanıştıktan yaklaşık bir hafta sonra öyle bir cümle kurdu ki, cümlenin içindeki tüm kelimeleri bilmeme rağmen hiçbir şey anlayamadım. Bu olay önemli bir şeyi farketmemi sağladı. Birazdan bundan bahsedeceğim…

Ama bazen İngilizce öğrenirken bir kelimeyle veya konuyla karşılaştığında birkaç farklı anlamı ve kullanımı olabiliyor.

Örneğin sadece get kelimesinin sözlükte 15’ten fazla anlamı var. Üstelik bu anlamlara get into, get away veya get past gibi phrasal verbs dahil değil.

Veya could kelimesi can kelimesinin geçmiş zaman hali olarak kullanılsa da, bir şeyin mümkün olduğunu belirtirken veya kibar bir şekilde bir istekte bulunmak için de kullanılabilir.

Birçok durumda İngilizce konuşabilmen açısından çok büyük bir öneme sahip kelimelerin ve  konuların 10, 15 hatta bazen 25 anlamı ve kullanımı olabiliyor. Peki hızlı bir şekilde İngilizce konuşmaya başlamak için ne yapmalısın? Tüm bu anlamları mı öğrenmelisin, yoksa öğrenmek zorunda olmadığın şeyler var mı? Bir an önce İngilizce konuşmaya başlamak için ne yapmalısın?

İngilizce öğrenme yolculuğun boyunca bir konunun veya kelimenin çok farklı anlamlara gelebildiğini göreceksin ve bu duruma yaklaşımın, İngilizce konuşmaya başlamanı etkileyebiliyor.

Birçok farklı anlamı olan kelimelerle karşılaştığında, ilk başta tüm anlamlarını öğrenmen gerekiyormuş gibi hissedebilirsin. Veya belki nasıl öğreneceğini tam çözemeyip umutsuzluğa kapılabilirsin. Hatta iyi İngilizce bildiğini düşünsen bile bazen karşına hiç bilmdiğin anlamlar çıktığında moralin bozulabilir.

Amerikalı arkadaşım Mike ile konuşurken tam olarak bunu yaşadım.

Dediğim gibi Mike sitemize yeni taşımıştı ve ben de onunla tanışmak istiyordum.

Birkaç kere sitemizdeki basket sahasında tek başına basketbol oynadığını gördüm. Ayakkabılarından ve giydiği şortlardan tam bir basketbol tutkunu olduğu belliydi.

Basketbolu çok sevdiğini anladığımdan, oynadığını gördüğüm saatlerde ben de sahaya inmeye ve basketbol oynamaya başladım. Bir şekilde sahada onunla denk gelmeye çalışıyordum.

Tam da düşündüğüm gibi oldu. Bir gün karşılaştık, kendimi tanıştırdım ve bir anda arkadaş olduk.

Çok iyi İngilizce konuşabildiğimi söylediğinde ne kadar mutlu olduğumu hala hatırlıyorum.

O zamanlar iyi bir basketbol ayakkabım yoktu. Bir gün Mike bana “You should buy some new shoes, I’m sure it will help you play better./Yeni ayakkabılar almalısın, iyi oynamana yardımcı olur.” dedi.

Haklı olduğuna karar verdim ve annemle uzun süren bir tartışmadan sonra 1 hafta içinde yeni ayakkabılarımla sahaya indim. Mike ayakkabılarımı görür görmez “Nice shoes, how long do you think it will take to break in?” dedi.

Çok iyi İngilizce konuşabildiğimi düşünüyordum. Öyleyse nasıl oldu da bu soruyu hiç anlamadım?

Break in” ifadesinin anlamı benim için tekti. Bir yere izinsiz girmek. Soruyu, Mike’ı, her şeyi unuttum ve bana söylediği şeyi deşifre etmeye başladım.

Herhalde ayakkabılarımın bir yere izinsiz girmesinden bahsetmiyor değil mi? Benim ayakkabıları çaldığımı falan mı düşünüyor? “Yok ya, ne alaka” derken 4-5 saniyelik bir sessizliğin sonunda sadece “What?” diyebildim.

Soru yine aynıdı “How long do you think it will take for them to break in?”

Bilmediğim bir şeyler olduğunu farkettim ve “I don’t understand what you mean. What does “break in” mean here?” dedikten sonra, soruyu “How long until the shoes feel comfortable?” olarak güncelledi ve o zaman anladım. Break in, bir kıyafetin veya ayakkabının alışması, zamanla rahat hissettirmesi anlamına geliyordu. Bugün sözlüğe baktığımda o anlamı hemen görebiliyorum.

Ama o noktada benim daha önce karşılaştığım bir şey değildi. O günden sonra da bu ifadeyi asla unutmadım.

Bu anlattıklarımdan çıkarmanı istediğim ders şu: Çok anlamı olan kelimeleri hatta çoğu gramer konusunu katmanlar halinde öğrenmen gerekiyor. Önce en önemli konuların ve kelimelerin ilk katmanlarını kavraman lazım. Sonra ikinci katmanlarını ve daha sonra diğer katmanlara geçmelisin.

Bu açıdan kelimeler ve konular aslında soğan dilimlerine benziyor.

Ne demek istediğimi anlatayım.

Aynı soğanda olduğu gibi, en dış halka aslında en kolay ulaşabileceğin yeri temsil ediyor. Mesela run kelimesinin ilk 2-3 anlamını bildiğinde, run kelimesi karşına neredeyse hep bu anlamlarla çıkacak. Konuşurken de çoğunlukla bu anlamları kullanma ihtiyacı hissedeceksin.

Birçok durumda insanların tüm anlamları tek seferde öğrenmeye çalıştığını görüyorum. Bu, soğanı matkapla soymaya çalışmaya benziyor.

Bunu yaptığında hem her şey karışıyor hem de harcadığın zaman için aldığın geri dönüş oldukça düşük oluyor. Gözünden yaş gelmesini istemiyorsan bunu yapma.

Bunun gibi kelimeleri soğanı halka halka soyar gibi öğrenmelisin. Kısaca, ilk halkayı soyup anlayıp kullandıktan sonra ikinci halkaya geçip devam etmeni öneririm.

Merkeze doğru indikçe ve halkalar küçüldükçe, o halkada öğrendiğin anlamlar karşına daha az çıkacak ve daha özel durumlarda kullanılacak.

Ama ilk halkara odaklandığın an en yaygın anlamları kullanıp anlayabileceksin.

Böylece harcadığın zamana karşılık önemli bir ilerleme kaydebileceksin.

Merkeze ulaştığnda ise artık oldukça ince ve az kullanılan anlamları öğrenmiş olacaksın. Örneğin run kelimesi “illegal olarak bir şeyleri ülkeye sokmak” anlamında kullanılabiliyor.

“They are running drugs into the country” cümlesi, “Ülkenin içine uyuşturucu sokuyorlar” demek.

Ama bu anlam soğanın merkezinde, ulaşması en zor ve en az karşına çıkacak olan anlamlardan biri. O yüzden run kelimesini öğrenirken bu anlamı da en yaygın anlamlar ile öğrenmeye çalışmak mantıklı değil. Bu anlamı kullanacağın durumlar günlük hayatta oldukça az. Başlarda neredeyse hiç kullanmayacağın veya karşına neredeyse hiç çıkmayacak bir anlamı öğrenmek için enerjini harcaman çok mantıklı değil.

Ben run kelimesini bu anlamda en son ne zaman kullandığımı hatırlayamıyorum. Ama “çalıştırmak”, “organize etmek” veya “koşmak” anlamlarını sıkça kullanırım.

Mike’la tanışmadan önce farkında olmadan halkalara önem verdiğimden ve temel seviyede kelimelerin anlamlarını bildiğimden, anlamadığım bir şeyi kolayca sorabildim ve verilen cevaptan ne anlama geldiğini anlayabildim.

Senin de İngilizce öğrenmeye bu şekilde yaklaşmanı istiyorum.

Bir kelimenin 25 anlamına birden odaklanma, en yaygın kelimelerin en yaygın anlamlarına odaklan. Bunu yaptığında bir kartopu gibi hem duyduklarını anlayabileceksin, konuşabileceksin ve bilmediğin anlamları zamanla hızlı bir şekilde kavrayabileceksin. Bu da bir kartopunun büyümesi gibi İngilizceni geliştirecek.

Genel olarak kelimeleri ve gramer konularını öğrenirken, önce en yaygın anlamlarına odaklanman ve bir an önce anlaşabileceğin bir noktaya gelmen çok önemli.

Kısaca, her kelime ve gramer konusunu bir soğan dilimi gibi düşün.

Amacın öncelikle en yüzeysel ve karşına en sık çıkacak kullanımları öğrenmek olmalı.

Bunu yaptığında, İngilizce konuşabilmeye ve konuşulanları hızlı bir şekilde anlayanbilmeye başlayacaksın.

“Tam olarak anlayabildiğimden emin değilim.” dediğini duyar gibiyim, o yüzden temiz bir sayfaya geçelim ve nasıl yapman gerektiğini, get kelimesi üzerinden göstereyim.

İlk halka kelimenin temel anlamlarını temsil ediyor

  1. Halka

Get kelimesinin ilk halkası “almak” ve “getirmek” ve “varmak”anlamına gelmesi. Bu kelimeyle ilk kez tanıştığında bu anlama hakim olmalısın.

Get kelimesinin arkasından bir isim geldiğinde almak veya edinmek anlamına gelir.

  • I got a house.
  • Bir ev aldım/edindim.
  • He will get a reward.
  • Bir ödül alacak.
  • I get bonus points every week.
  • Her hafta bonus puan alırım.

Eğer get kelimesi ile isim arasına bir kişi gelrise, bu durumda getirmek anlamına gelebiliyor. Bunu, “kişi için almak” şeklinde düşünebilirsin.

  • I will get her a cup of tea.
  • Ona bir bardak çay getireceğim.
  • He got me a flower.
  • Bana bir çiçek aldı/getirdi.
  • They will get me something to eat.
  • Bana yiyecek bir şeyler getirecekler.

Eğer get kelimesinden sonra bir mekan geliyorsa, bu durumda “varmak” veya “ulaşmak” anlamına gelir.

  • I got to the airport on time.
  • Havalimanına vaktinde ulaştım.
  • I don’t think I can get home from here.
  • Buradan eve ulaşabileceğimi sanmıyorum.
  • What time do you get to the office?
  • Ofise ne zaman ulaşıyorsun?

İlk halkan bu olmalı. Get kelimesinin bu kullanımları karşına en sık çıkacak olan kullanımlardan bazıları. Bu şekilde yapıların ve temel kelimelerin temel anlamlarını iyi bir şekilde öğrendikten sorna bir anda konuşman ve anlaman seviye atlayacak.

İlk halkayı öğrendikten sonra, sıra ikinci halkada.

  • Halka

Bu get kelimesi için “değişim/dönüşüm belirtmek”

Bu noktada get kelimesinin arkasından bir isim geldiğinde, bir mekan geldiğinde ve get kelimesiyle isim arasına bir kişi geldiğinde ne anlama gelidğini çok iyi biliyorsun.

Sonra şöyle bir cümleyle karşılaşıyorsun.

He got angry.

Angry bir isim değil, bir mekan da değil. Bir sıfat. Eğer ilk halkayı iyi öğrendiysen burada anında farklı bir şey olduğunu anlayabileceksin.

Eğer get kelimesinden sonra angry, sad, happy gibi bir sıfat geliyorsa, get kelimesi bir dönüşüm belirtir. Yani sıfat neyse ona dönüşüldüğü, zamanla o sıfat neyi belirtiyorsa, o halde gelindiğin belirtilir.

  • He got angry.
  • Sinirlendi.
  • I always get happy when I see a letter from him.
  • Ondan gelen bir mektup gördüğümde her zaman mutlu olurum.
  • It is getting dark.
  • Kararıyor veya hava kararıyor.

Ve böylece artık get kelimesinin en önemli ikinci halkasını biliyorsun. Bu iki halkayle get kelimesinin en yaygın kullanımlarını anlayıp konuşmalarında kullanabileceksin. Aynı zamanda get kelimesinin sonraki halkalarını da anlamanı sağlayacak.

Bu noktadan sonra sırasıyla get kelimesinin passive anlamına, phrasal verbs anlamına ve causitive kullanımına odaklanabilirsin. Eğer get kelimesinden sonra in, on, at, up, through gibi bir edat geliyorsa bunun phrasal verb olduğunu anlayabilirsin.

Eğer get kelimesinden sonra fiilin 3.hali geliyorsa bunun get passive yapısı veya causitive yapısı olduğunu anlayabilirsin ve böylece get kelimesinin soğan dilimini tamamlamış olursun.

Bu şekilde ilerlemek, bir anda bir konunun veya kelimenin tüm kullanımlarını tek seferde öğrenmekten daha etkili. Tek bir kelimenin bütün halkalarına odaklanmaktansa, her kelimenin ve konunu ilk iki halkasına odaklanmak, konuşmanı ve anlamanı çok daha hızlı ilerletecek.

Daha çok konuşup anladıkça, halkanın kalanları da gittikçe daha az çabayla oluşmaya başlayacak ve İngilizce seviyen bayırdan aşağı yuvarlanan bir kartopu gibi ilerleyecek.

1 Yorum Kendi yorumunu ekle

  1. Hem emeklerin için hemde çok kaliteli öğretme tekniklerin için size teşekkür ederim.
    Bu web sitesinide sık kullananlara ekledim.
    Videolarını bazılarını daha önce izlemiştim,.
    Sıra, çaba gösterip ingilizce öğrenmeye geldi.

Yorum Bırak