Anlamsızca ezberlemeden Phrasal Verbs öğren (Up ve Down)

Bu haftaki videoda Phrasal Verbs ve oluşma mantıklarına odaklanmaya devam ediyoruz. Up ve Down ile oluşan phrasal verbs’e bakarak kolay şekilde anlamayı öğreniyoruz. 

Konuyla ilgili PDF dosyasını indirmek için linke tıklayarak e-posta adresini bırakman yeterli. =)

Up ve down içeren phrasal verbleri incelemeye bir soru ile başlayalım.

Up yani “yukarısı” veya “yüksek” ve ve Down yani “aşağıda” veya “düşük”, içinde nasıl bir his yaratıyor? 

Örneğin hangisi içinde olumlu bir his yaratıyor? Up yani “yüksekler” veya “yukarısı” kelimesi mi yoksa down “aşağısı” veya “düşük” kelimesi mi?

Up olumlu bir his yaratıyor öyle değil mi?

Yüksek hedefler, yüksek bir pozisyon, yüksek umutlar….

Up bir hedeftir. Çıkmak istediğin bir noktadır veya almak istediğin bir sonuçtur. “Up” kendini aşmaktır.  Bir şeye/bir noktaya ulaşıp işini bitirmektir.

O yüzden up ile oluşan bir çok phrasal verb bir noktaya ulaşmak, yükselmek ya da bir şeyi bitirmek anlamına geliyor.

  • Grow up – Büyümek, gelişimini tamamlamak anlamına geliyor.
  • Clean up – Tamamen temizlemek anlamına geliyor.
  • Drink up – Tamamını içmek, bitirene kadar içmek demek.
  • Heat up – İstenilen seviyeye kadar ısıtmak…
  • Finish up – bir şeyi tamamen bitirmek…
  • Read up – bir konuyu öğrenene kadar o konu hakkında okumak demek.

Tüm bu phrasal verbler bir seviyeye veya noktaya kadar gelip bitirmek anlamına geliyor. Hemen birkaç örnek cümle inceleyelim.

  • Wow! My dog grew up so fast .
  • Vay canına! Köpeğim çok hızlı büyüdü.
  • I’ll clean up the kitchen and call you .
  • Mutfağı temizleyip seni arayacağım.

“Up” içeren phrasal verbler ayrılmak, patlamak veya parçalamak anlamına gelebiliyorlar

  • Break up – Ayırmak / Ayrılmak (Kavga ayırmak veya sevgilinden ayrılmak olabilir)
  • Split up – Ayırmak / Ayrılmak
  • Blow up – Patlamak
  • Cut up – Keserek parçalamak
  • Tear up – Yırtarak parçalamak

Birkaç cümle inceleyelim.

  • I broke up with my girlfriend yesterday.
  • Dün kız arkadaşımdan ayrıldım.
  • The car blew up .
  • Araba patladı.

Up ile oluşan phrasal verbler durmak, beklemek veya çalışmamak anlamına gelen phrasal verbler de oluştururlar. Buna iki örnek:

  • Give up – Pes etmek veya denemeyi bırakmak (Bu fiilin tersi ise “take up” yani “yeni bir şeye başlamak”)
  • I gave up trying.
  • Denemeyi bıraktım / Durdum.
  • Let up –  yağmur, kar rüzgar gibi bir doğa olayının durması
  • The snow didn’t let up for 2 days.
  • Kar iki gün boyunca durmadı.

Ben cebimdeki bir şeyi çıkarıp senin göz seviyene çıkardığımda, o şeyi senin gözünün önüne getirmiş oluyorum. Kısaca, o şeyi sana gösteriyorum.

Bu nedenle “up” içeren phrasal verbler bir şeyi ortaya çıkarmak veya bir şeyi görünür hale getirmek anlamına da gelir.

Bring up – Bir konuyu açmak

Go up – birinin yanına gitmek

Come up – Birinin sana gelmesi

Look up  – Bilmediğin bir kelimenin anlamına sözlükten bakmak (onu görünür kılmak)

Örnek birkaç cümleye bakalım.

  • He brought up our divorce at the party.
  • Partide boşanmamız konusunu açtı (boşandığımızdan bahsetti. Onu görünür kıldı.)
  • I went up to him at the party.
  • Partide onunla tanıştım/Onun yanına gittim.

Bu anlamlar dışında Up ile oluşan phrasal verbler yükseklik, seviye ve kalkmak anlamına da gelir.

  • Wake up – Uyanmak/Kalkmak
  • Stand up –  Ayağa kalkmak (Dik duruyorum/yukarı kalkıyorum)
  • Sit up – Dik oturmak 
  • Pick up – bir şeyi havaya veya yukarı kaldırmak demek / Birini bir yerden almak

Birkaç örnek cümleye bakalım.

  • I woke up at 7 o’clock yesterday.
  • Dün saat 7’de uyandım.
  • She stood up after she finished working.
  • Çalışmayı bıraktıktan sonra ayağa kalktı

Up kelimesi içeren phrasal verbler seviye veya miktar da belirtebilir. Yani, ne kadar “up”, o kadar “yüksek” veya” fazla”

Örneğin sana “speak up!” dersem, yüksek sesle konuş demiş olurum.

Turn up ise “aç” veya “yükselt” anlamına geliyor.

  • Turn up the volume.
  • Sesi aç

Son bir örneğe daha bakalım. Bu diğerlerinden biraz farklı… 

  • Hang up – Telefonu kapatmak.
  • I have a meeting, I need to hang up.
  • Toplantım var. Telefonu kapatmam lazım.

Bu sana tuhaf gelmiş olabilir. Yani bir şeyi yukarı asmak, nasıl kapatmak anlamına gelebilir ki?

Hang up, teknolojinin çok hızlı ilerlemesinden dolayı zamanla anlamsızlaşan bir kelime. Ama eski telefonları veya ankesörlü bir telefonu düşünürsen, ahizeyi asıp telefon konuşmasını bitirmek, yani hang up yapmak daha anlamlı bir hale geliyor. 

Down, up kelimesinin tersi anlamında. Aşağıda, düşük veya az anlamına geliyor. O yüzden down ile oluşan phrasal verbler sıkça azaltmak veya düşürmek anlamına geliyor.

  • Cut down –  Bir şeyi azaltmak veya bir şeyde kısıntı yapmak anlamına geliyor.
  • You need to cut down your working hours. You’re always tired.
  • Çalışma saatlerini azaltmalısın. Her zaman yorgunsun.
  • Calm down –  sakinleşmek ( burada heyecanını kısıyorsun ve sakinleşiyorsun)
  • Calm down. We’re going to solve this problem  – Sakinleş, bu sorunu çözeceğiz.

Şimdi farklı bir açıdan düşünelim…

 Kendini iyi hissetmediğinde ne olur? Modun düşer, öyle değil mi? 

Örneğin hastalandığında ayakta bile duramayabilirsin ve uzanman gerekir. Bu yüzden down içeren phrasal verbler hastalık, üzüntü veya çalışamaz duruma gelmek anlamlarını oluştururlar.

  • Come down with –  Bir hastalığa yakalanmak
  • He came down with the flu.
  • Grip oldu.
  • Break down – Sinir krizi geçirmek(insanlar için) / Bozulmak(makineler için)
  • Our car broke down yesterday.
  • Arabamız dün bozuldu.

Şimdi farklı bir açıdan bakalım.Diyelim birine yukarıdan baktık veya kendimizi başkalarından üstün gördük. karşımızdakine ne yapmış oluyoruz? Onları “aşağılamış(down)” oluyoruz.

O yüzden down içeren phrasal verbler aşağılamak veya eleştirmek anlamlarına da gelebiliyorlar.

  • Look down – Tepeden bakmak.
  • She looks down on people who don’t work here.
  • Burada çalışmayan insanlara tepeden bakıyor
  • Talk down –  Aşağılamak/aşağılar şekilde konuşmak 
  • Don’t talk down on me.
  • Beni aşağılama / Beni aşağılar şekilde konuşma

Bazen yüksekte veya ayakta yani yukarıda durmasını istemediğin bir şeyi yıkabilirsin veya yerle bir edebilirsin. 

Yukselmekte olan bir yapıyı engellemek istersen de onun aşağıda kalmasını ve hiç başlamamasını isteyebilirsin.

O yüzden down içeren phrasal verbler gerileme, durdurma veya yıkım anlamı da içerirler.

  • Back down –  geri adım atmak 
  • We are not going to back down from our requests.
  • Taleplerimizden geri adım atmayacağız.
  • Tear down – Yıkmak veya parçalamak 
  • They are going to tear that building down.
  • O binayı yıkacaklar.

Konuyla ilgili PDF dosyasını indirmek için linke tıklayarak e-posta adresini bırakman yeterli. =)

3 Yorum Kendi yorumunu ekle

  1. Burak hocam, gerçekten harikasınız. Anlatımınız süper. O kadar somut anlatıyorsunuz ki, anlamamak mümkün değil.

Yorum Bırak