Phrasal verbs püf noktaları (Over ve through)

Bu yazıda phrasal verbs oluşturan over ve through kelimelerine odaklanacağız. Böylece bu phrasal verbs ile karşılaştığında sen de rahatça anlayabileceksin.

Konuyla ilgili PDF dosyasını indirmek için linke tıklayarak e-posta adresini bırakman yeterli. =)

Şimdi, over ve through particle’larının phrasal verb’leri nasıl modifiye ettiğine bakalım.

Önce through particle’ı ile başlayalım. Through kelimesi “içinden” anlamına geliyor. 

Mesela bunun bir tünel veya engellerle dolu bir yer olarak düşünelim. Eğer ben bir ucundan girip öbür ucundan çıkarsam, içinden geçmiş yani “get through” yapmış olurum.

Bu yüzden “through” içeren phrasal verb’ler sıkça bir şeyin tamamlanması veya belli aşamaları veya engelleri aşarak istenilen noktaya gelmesi anlamını katıyor. 

  • Pass through
  • Think through
  • Follow through

gibi phrasal verb’ler de buradan geliyor. 

Pass through – Bir yerden geçmek anlamına geliyor. 

Mesela bir yolculuk esnasında bir köye kısa süreli olarak uğrayıp geçiyorsan, oradan pass through yapmış olursun.

  • We were just passing through. ( Sadece buradan geçip gidiyorduk.)
  • We passed through a lovely village yesterday.  (Dün çok güzel bir köyden geçtik.)

Think through  – Bir şeyi enine/boyuna düşünmek anlamına geliyor. 

Bu durumda bir tünelden geçmek yerine, bir bilgi tünelinden geçiyorsun ve yine bir noktaya, bu durumda bir sonuca varmaya çalışıyorsun.

Son olarak follow through – Bir şeyin sonunu getirmek anlamına geliyor. 

Girdiğin tünelin sonunu getirmeye odaklısın yani başladığın yolculuğa bitişe kadar devam ediyorsun.

Peki, bir tünelden her zaman rahat mı geçeceksin. Her gitmek istediğin yere kolayca gidebiliyor musun?

Hayır, bazen zor ve sıkıntılı zamanlar yaşayacaksın ve tünelin öbür ucuna gitmek zor olabilir.

Bu yüzden “through” ile kurulan phrasal verb’ler sıkça “belli aşamalardan geçmek”, “sıkıntılı ve “zorlu günler atlatmak” anlamlarına da gelebiliyor. 

  • Get through
  • See through
  • Go through
  • Live through

gibi phrasal verb’ler bu anlama geliyor.

Get through – Zor bir süreci atlatmak anlamına geliyor. 

See through – Zor olsa da bir şeyin sonunu getirmek demek.

Go through – Bir insan veya daha doğrusu bir canlı için kullanıldığında zor bir zaman geçirmek anlamına gelebiliyor.

Go through aynı zamanda bir şeyin belli aşamalardan geçmesi anlamına da gelebilir. Mesela bu bir yasa olabilir.

Live through – Bir olayı yaşamak demek.

  • You just have to get through this meating, then we will figure out the solution. (Sadece bu toplantıyı atlatmalısın, daha sonra çözümü buluruz.)

Figure out da burada çözmek veya bulmak anlamına gelen bir phrasal verb.

  • My grandfather lived through the second world war. (Dedem ikinci dünya savaşını yaşadı veya ikinci dünya savaşını atlattı.)
  • We will see this through together. (Bu olayı birlikte atlatacağız.)
  • She went through a rough time last year. (Geçen sene zor bir süreçten geçti.)

Burada “went through” ifadesi “go through” phrasal verb’ünün geçmiş zamandaki hali.

Bazen, tüneli geçmeye çalışırken bir engelle karşılaşırsın. Denersin, denersin, denersin ama bir türlü bu engeli aşamazsın. Ama pes etmezsin ve uzun uğraşlar sonucu bu engeli kırıp kendini karşı tarafta, yani olmak istediğin yerde bulursun.

İşte break through da bu anlama geliyor.

Break through – Sürekli denediğin ve bir türlü aşamadığın bir engeli bir anda kırıp aşmak anlamına geliyor.

  • After years of practice, he finally broke through and won the championship. (Yıllar süren antrenmanlardan sonra, sonunda başardı ve şampiyonluk kazandı.)

Peki, ya bir şeyi denemene rağmen yine de bir ilerleme kaydedemezsen ve başarısız olursan? Bu durumda tüneli geçip öbür tarafa ulaşamamış oldun.

Fall through gibi phrasal verb’ler de buradan geliyor.

Fall thorugh – Bir anlaşmanın veya planın başarısız olması veya iptal olması anlamına geliyor.

Bunu, yolunda giden bir şeyin, üzerinde olduğu yolun içinden düşmesi gibi düşünebilirsin. 

  • The deal fell through after yesterday’s meeting. (Anlaşma dünkü toplantıdan sonra iptal oldu.)

Through kelimesi iletişim için de kullanılan phrasal verb’ler oluşturur.

Örneğin ben seni telefonla ararsam ve sana ulaşamazsam, yine bir tünelin ucundan geçip istediğim noktaya ulaşamıyorum.

  • I can’t get through to you. (Sana ulaşamıyorum.)

Veya operatöre bağlanırsam ve operatöre sana ulaşmak istediğimi söylersem, beni sana “put through” yapabilir yani sana bağlayabilir.

  • Can you put me through to the customer service department? (Beni müşteri destek departmanına bağlayabilir misin?)

Önce “over” kelimesinin anlamıyla başlayalım. Over kelimesi “üzerinde” veya “üzerinden” demek.

Over ile “on” arasındaki en önemli fark, over kelimesinde alttaki cisimle bir temas olmaması. Üzerinden geçebilirsin veya temas olmadan üzerinde olabilirsin. 

Böyle olduğu için, over içeren phrasal verb’ler, bazı engelleri aşarak bir noktaya varmak veya bir şeyin üzerinden geçmek anlamına gelen phrasal verbler oluşturabiliyorlar.

Mesela,

Go over – Gitmek/ Engelleri aşarak bir yere varmak

Come over  – Gelmek / Engelleri aşarak bir yere gelmek

Move over – Kenara çekilmek / Kalkıp biraz yana gidip tekrar oturmak

Go over en temel anlamıyla bir yere gitmek anlamına geliyor. Ayağa kalkıyorsun, bazı engelleri aşıyorsun ve varmak istediğin noktaya geliyorsun. 

  • He went over to Cenk’s house. (Cenk’in evine gitti.)

Go over, aynı zamanda bir bilgi veya bazı detaylar için de kullanılıyor. Mesela bir bilginin veya bir sayfanın üzerinden geçebilirsin. Onu tekrar edebilirsin ve o bilgileri öğrenebilirsin.

  • Can we go over the details? (Detayların üzerinden geçebilir miyiz? / Detayları inceleyebilir miyiz?)

Come over phrasal verb’ü de go over gibi bazı engelleri aşarak bir noktaya ulaşmak anlamına geliyor. 

Mesela ben evdeysem ve sana “Do you want to come over?” dersem, “Benim evime gelmek ister misin?” demiş oluyorum.

  • Can you come over to this part of the city? ( Şehrin bu tarafına gelebilir misin?)

Yine burada olduğun yerden kalkıyorsun ve bazı engelleri aşarak şehrin öbür tarafına gidip tekrar oturuyorsun.

Benzer şekilde “move over” ifadesi de “kenara çekilmek” demek. Bu durumda olduğun yerden kalkıyorsun, biraz ilerliyorsun ve tekrar oturuyorsun.

  • There isn’t any room here. Can you move over please? (Burada pek yer yok. Biraz kenara çekilebilir misin? / Kenara kayar mısın?)

Ancak bu şekilde bir yere giderken, yolculuğun ortasında durman veya dinlenmen gerekebilir.

Pull over – Arabayı kenara çekmek

Stop over – Durmak veya bir müddet konaklamak

gibi phrasal verb’ler buradan geliyor.

Eğer bir yolculuğu arabayla yapıyorsan ve durman gerekiyorsa, arabayı kenara veya sağa çekmen gerekebilir.  İşte pull over da bu anlama geliyor. Arabayı kenara çek. 

  • He pulled the car over and slept. (Arabayı kenara çekti ve uyudu.)

Stop over da benzer şekilde bir yolculuk esnasında durmak/dinlenmek veya konaklamak anlamına geliyor. 

Diyelim ben bir seyahat planladım. Bu seyahatin bir başlangıç noktası var ve bitiş noktası var. Ancak, bu yolculuk esnasında belirlediğim bir şehirde kısa süreliğine dinlenmek için konaklamak istiyorum. 

İşte bu durumda o şehirde “stop over” yapmış oluyorum. Kısaca, bir yolculuk esnasında kısa bir mola veriyorum.

Peki ya yaptığımız yolculuk veya kalkıştığımız şey istediğimiz gibi gitmezse? Bu durumda o yolculuğu veya o işi en baştan yapmak isteyebilirim. 

Do over – Tekrar yapmak

Start over – Baştan başlamak/sil baştan başlamak

gibi phrasal verb’ler de bu anlama geliyor.

Do over, bir şeyi tekrarlamak demek

  • Let’s do this part over. I didn’t like it. (Bu kısmı tekrarlayalım. Beğenmedim.)

Start over ise bir şeye baştan başlamak anlamına geliyor. 

  • She was organizing all the documents, but she made an error. She had to start over. (Tüm dökümanları organize ediyordu ama bir hata yaptı. Baştan başlaması gerekti.)

Şimdi değişik bir açıdan bakalım. Şu ana kadar hep fiziksel yolculuklardan bahsettik. Ama duygusal bir yolculuk da yaşayabiliriz. Örneğin sevgilimizden veya eşimizden ayrılabiliriz ve bu uzun bir süre bizi rahatsız edebilir. Ama bir noktada bu sorunlu günleri aşacağız. 

İşte “get over” phrasal verb’ü de bunu anlatıyor.

To get over (someone)/To get over (something) -Bir şeyi veya birini aşmak veya atlatmak anlamına geliyor. 

Diyelim Mustafa kötü bir olay yaşadı. İşleri kötü gitmiş olabilir veya bir hastalık geçirmiş olabilir. Bu durumu atlattığında, onu “get over” yapmış oluyor. yani aşmış oluyor.

  • Mustafa was really unhappy. It took him one year to get over it. (Mustafa çok mutsuzdu. Bunu aşması bir yılını aldı.)

Veya diyelim birinden ayrıldın. Birinden ayrılınca o kişiyi uzun bir süre düşünebilirsin ve olaylar aklından bir türlü çıkmayabilir. Ama bu durum sonsuza kadar sürmez ve bir süre sonra bu durumu atlatırsın.

İşte “get over someone” ifadesi de bu anlama geliyor. Bu sefer de seni üzen birini aşıyorsun, onu unutuyorsun.

  • Jane finally got over Matt this year. (Jane sonunda bu sene Matt’i unuttu / onu aştı.)

Şimdiye kadar hep over ile oluşan phrasal verb’lerin bir yolculuk belirtmesini, bir yolculukta mola verilmesini ve bir yolculuğun tekrarlanması açısından baktık.

Peki bir yolculuk tamamlanınca ne oluyor? Oraya transfer olmuş oluyorsun ve bir pozisyon ve konum değişikliği oluyor.

O yüzden over ile oluşan phrasal verb’ler, bir şeyin sonlanması, veya teslim etme anlamları da veriyor.

Hand over – Teslim etmek veya devretmek

Take over – Ele geçirmek veya almak

Sign over – İmza atıp bir malını devretmek

gibi phrasal verb’ler buna örnek.

Hand over bir şeyi teslim etmek demek. Bir şey yolculuğa seninle başlıyor. Bu bir rapor olabilir bir araba olabilir veya bilgi de olabilir. Bu şeyi başkasına “hand over” yaptığında, o şeyi ona teslim ediyorsun veya devrediyorsun. Seninle başladığı yolculuğa başka bir yerde devam ediyor. 

  • The man is handing over the keys. (Adam anahtarları teslim ediyor.)

 Bu durumda arabanın konumu değişmiş oluyor. Bir adamdan başka bir adama geçiyor.

Bir şeyi vermek yerine biri bir şeyi ele de geçirebilir veya bir şeyi devralabilir. Take over da bu anlama geliyor.

  • They want to take over some land. (Biraz toprak ele geçirmek istiyorlar.)

 Buna benzer şekilde “sign over” phrasal verb’ü de imza atarak bir şeyi devretmek demek. 

  • He signed over his company. (Şirketini devretti. İmzasını sattı ve şirket konum değiştirdi.)

Bir şeyi incelediğimizde genelde bu şekilde önümüzde tutarız ve fiziksel olarak o şeyin üzerinde oluruz.

İkincisi, gözlerimizle de bu bilgilerin veya cismin üzerinden geçeriz. O yüzden “over” ile oluşan phrasal verb’ler bir şeyi incelemek veya gözden geçirmek anlamında da kullanılırlar.

Go over – Üzerinden geçmek

Look over – Detayları incelemek/gözden geçirmek

Think over – Bir şey üzerinde kafa yormak

gibi phrasal verb’ler buna örnek.

Go over phrasal verb’ünün bu anlamını az önce incelemiştik. Burada bilgilerin üzerinden geçmek anlamına geliyor.

  • Do you want to go over the schedule again? -(Programın üzerinden bir kere daha geçmek ister misin?)
  • He is looking over the reports. (Raporları inceliyor.)
  • Let’s think over this problem. (Bu problem üzerinde düşünelim.)

Evet, over ve through içeren phrasal verb’ler de bu şekilde. Artık genel olarak over ve through particle’ı ile oluşan phrasal verb’lere de hakimsin.

Konuyla ilgili PDF dosyasını indirmek için linke tıklayarak e-posta adresini bırakman yeterli. =)

1 Yorum Kendi yorumunu ekle

Yorum Bırak