Okul ve dersler ile ilgili İngilizce hikaye

En son videomda okul ve dersler ile ilgili İngilizce kelimeler göstermiştim.Bu videoda o kelimelerin bir kısmını kullanarak yine hikaye anlatıyorum.Hikayeyi daha iyi anlayabilmen için ön bilgiler kısmında bazı açıklamalar yaptım.Ayrıca hikayenin Türkçe ve İngilizce metinlerini ön bilgiler kısmından sonra videonun altında bulabilirsin.

Hikayenin zamanı – Geniş zaman/geçmiş zaman

Bu videoda anlatılan kelimelerin anlamları ve örnek cümleleri için bu linke tıklayabilirsin. – Okul ve dersler ile ilgili İngilizce kelimeler

 

 

Buna benzer İngilizce hikaye videoları için bu linke tıklayabilirsin – İngilizce hikayeler

 

Ön bilgiler

 

Kelimeler ve kalıplar

 

Bu hikayeyi anlayabilmek için bilinmesi gereken bazı kelimeler ve kalıplar var onlara değinmek istiyorum.

 

Field – Alan

 

Field saha veya alan anlamında kullanılıyor.Mesela “Footbal field”, “Futbol sahası” demek.Ama aynı zamanda “Alan” yani iş alanı veya üniversite bölümümüz(alan) gibi.Bu hikayede üniversite bölümü olarak kulanıdım.(Especially if you go to university in a field you don’t like.)

 

All sorts – Her türlü

 

Hikayede şöyle bir cümle söylüyorum. “There are all sorts of people here.”.All sorts her türden demek.Bu durumda o cümle “Burada her türden insan var.” anlamına geliyor.

 

Pimple – Sivilce

 

İngilizce’de sivilce, pimple demek.Hikayenin bir noktasında “People who have pimples all over their face.” diye bir cümle kuruyorum.

You name it 

 

“You name it” konuşma dilinde sıkça kullanılan bir yapı.”Aklına ne gelirse.” veya “Ne ararsan var.” tarzında bir anlama geliyor.

Not to mention

 

“Not to mention.” cümlesi de konuşnma dilinde sık kullanılanlar arasında.”Bahsetmeden duramayacağım.” veya “Ayrıca.” anlamlarına gelebiliyor.”Not to mention the classes are really hard.” cümlesi “Hatta dersler bir hayli zor.” anlamına geliyor.

Its up to you – Sana kalmış

 

İngilizce konuşma dilinde çok sık kullanılan bir kalıp daha “it’s up to you” kalıbı.”Sana kalmış”  veya “nasıl istersen” anlamlarına geliyor.

Gramer kalıpları

 

The/the karşılaştırmaları(comparatives)

 

Hikayede şöyle bir cümle kuruyorum.”The higher scores you get, the better the school you get to go to.”Bu tür cümlelerde the/the karşılaştırması var.Cümlenin çevirisi şu şekilde “Nekadar yüksek alırsan, okadar iyi bir liseye gidebiliyorsun.”Bir şeyin değişmesi başka birşeyi de etkiliyorsa bu kalıp kullanılabilir.Birkaç örnek vereyim.

 

  • The more you study, the higher your grades will be.(Nekadar çalışırsan notların okadar yüksek olur.)
  • The sooner, the better.(Nekadar erken okadar iyi.)
  • The more you eat, the fatter you will be.(Nekadar çok yersen okadar şişman olursun.)

 

Önemli kalıplardan bazıları bunlar.Eğer kafana takılan başka birşey olursa bana buradan yorum bırakabilirsin.

 

 

İngilizce hikaye

 

School starts at the age of 6 with kindergarten.I hate school and every time I see a kid who starts school I feel sad for them.The road to university is very long and sometimes painful.Especially if you’re in a field that you don’t like.But lets start from the beginning

First you go to preschool.I think this is the most fun part of school.Your job is to draw all day, make friends and have fun.Then you start first grade.This is where the real learning begins.You have to learn how to read and write and get comfortable spending time away from home and your family.

After a few years you officially start middle school at 5th grade.This is where things get harder and you have to learn about a lot of different subjects.Maths, Science, History, Geometry, Turkish and many more.I think the class I liked the most throughout middle school was P.E.

Anyway, once you finish middle school you have to take the high-school entrance exam.The higher the scores you get,  the better the high school you get to go to.This is one of my worst memories.I hate exams and I had to study for this exam for one year.

After you get a high score you start high-school.High school is where things start to get crazy.Typically people enter puberty around high school.There are all sorts of people here.People who are really tall and look older, People who look like they’re 9 years old, people who have pimples all over their face, you name it.Not to mention the classes are really hard

After you make your way through high-school it’s time to take another exam.The university entrance exam.This was the exam that I studied for 2 Years.I couldn’t get the results I wanted in the first year so I had to resit the exam.

University is a completely different story.This is the time when you are all grown up.It’s hard If you go to university in another city away from your parents but I also think that it also helps you mature faster.University classes are different than high school.Usually in high school you have to go to every class but in university it’s up to you.If you think you can pass the exams without going to class, you can do that.

Once you graduate from university it’s time to get a job and earn some money.This is when real life starts and things get much harder and you realise that high-school and university were nothing!

 

 

Hikayenin Türkçesi

 

Okul hayatı anaokulla 6.yaşta başlar. Okuldan nefret ederim ve ne zaman okula başlayan bir çocuk görsem onlar için üzülürüm. Üniversiteye giden yol uzun ve bazen acı vericidir. Özellikle sevmediğin bir bölümdeysen.Ama biz en baştan başlayalım.

Önce anaokuluna gidersin.Bence bu okul hayatının en eğlenceli kısmı.İşin bütün gün çizmek, arkadaş edinmek ve eğlenmek. Sonra birinci sınıfa başlarsın. Asıl öğrenme burada başlar(Asıl öğrenmenin başladığı yer burası). Okuma ve yazmayı öğrenmen lazım ve ailenden uzak zaman geçirmeye alışman lazım.

Birkaç sene sonra 5.sınıfta resmi olarak ortaokula başlarsın. İşlerin zorlaştığı yer burasıdır ve birçok farklı konu öğrenmen gerekiyor. Matematik, Fen bilimleri, Tarih, Geometri, Türkçe ve daha bir çoğu.Sanırım ortaokul boyunca en çok sevdiğim ders beden eğitimiydi.

Herneyse, ortaokulu bitirdiğin zaman liselere giriş sınavına girmen lazım.Nekadar yüksek alırsan, okadar iyi bir liseye gidebiliyorsun.Bu en kötü anılarımdan birisi.Sınavlardan nefret ederim ve bu sınava 1 sene çalışmam gerekti.

Yüksek bir puan aldıktan sonra liseye başlarsın. Lise işlerin çılgınlaşmaya başladığı yerdir. Genellikle insanlar lise civarı ergenliğe girerler. Burada her türden insan vardır. Boyu daha uzun olup daha büyük görünen insanlar, 9 yaşındaymış gibi gözüken insanlar, suratlarının her yerinde sivilceleri olan insanlar, ne ararsan var. Ayrıca dersler de baya zor.

Liseyi bitirdikten sonra bir başka sınava girmenin zamanı gelir.Üniversitelere giriş sınavı .Bu 2 sene çalıştığım sınavdı. İlk sene istediğim sonuçları alamadım o yüzden sınava tekrar girmem gerekti.

Üniversite apayrı bir durum. Bu büyüdüğün bir zaman. Eğer ebeveynlerinden uzakta, başka bir şehirde üniversiteye gidiyorsan zor ama aynı zamanda bunun insanı olgunlaştırdıını düşünüyorum. Üniversite dersleri lise derslerinden farklı. Genelde lisede her derse gitmek zorundasın ama üniversitede sana kalmış. Eğer derslere girmeden sınavları geçebileceğini düşünüyorsan, bunu yapabilirsin.

Üniversiteden mezun olduktan sonra artık iş bulup para kazanmanın vakti gelmiştir.Bu sıralarda gerçek hayat başlar ve herşey zorlaşır ve farkedersin ki üniversite ve lise hiçbir şeymiş.

 

Evet hikaye bukadar.Herzamanki gibi anlamadığın birşey olursa bana buradan yorum bırakabilirsin.Sonraki videolarda görüşmek üzere!

40 Yorum Kendi yorumunu ekle

  1. You have to learn how to read and write and get comfortable spending time away from home and you family. Bu kısmı siz okuma yazmayı öğrenmelisin ve ailenden uzak vakit geçirmeye alışmalısın olarak çevirmişsiniz ilk cümleyi anladım ama ben comfortable spending time ile bağdaştıramadım comfortable rahat demek burayı anlayamadım cümleye ne anlam kattığını açıklarsanız sevinirim teşekkürler 🙂

    • Merhaba İrem.Biraz geç gördüm kusura bakma.Evet comfortable rahat etmek demek.

      “get comfortable spending time away from your family” kısmında “ailenden uzak zaman geçirmekte rahat et” anlamına geliyor.Ama “Comfortable” kelimesinin buraya asıl kattığı anlam alışmak anlamı.Cümleye bir bütün olarak bakınca çıkan anlam “Ailenden uzakta zaman geçirmeye alışmalısın(rahat etmelisin)” anlamıdır.

      Umarım faydalı olmuştur.

    • Tüm metnin sonuna gelince mi karar verdin? O halde okumasaydın. Saçmalık da dil ile ifade edilen bir şeydir; okuyup öğrenmek için o da gerekir üstelik. Hiç absürd film izlemedin mi?

    • Hocam, ben 45 yaşındayım ve bugüne kadar pek gerekli olmadığından ilgilenmemiştim. İngilizceyi yeni öğrenmeye başladım. Geçtiğimiz aylarda internet üzerinde -özellikle gramer konusunda- bulabildiğim ne varsa izlemiştim ve bir süredir uzaklaşıp kendi notlarımı düzenlemekle meşguldüm. Videolarınızı tamamen rastlantı sonucu gördüm. Gramer üzerine olanlar henüz yeni başlayanlar için, ancak öyküleriniz her aşamadaki insana yararlı bence. Söz gelimi bu öyküde geçen “not to mention” ve “you name it” ifadelerini hiç duymamıştım. Oysa o kadar gerekliler ki konuşurken…

      Bu metnin son tümcesinde bir eksik var gibi geldi bana, ne dersiniz?

      This is when real life starts and things get much harder and you realise that high-school and university were nothing!
      Bu sıralarda gerçek hayat başlar (ve işler/her şey daha zorlaşır) ve fark edersin ki üniversite ve lise hiçbir şeymiş.

      Benim parantez içine aldığım kısım sizin metninizde yok. Ben henüz bir öğrenci olduğum için, kendi söylediklerimden emin olmam mümkün değildir, takdir edersiniz ki. Siz dönüp kendi metninizden kontrol ederseniz, iyi olur.

      Başta da dediğim gibi, gramer konuları henüz başlayanlar için ama öyküler fevkalade. Niye mi? Okuduğunuz orijinal İngilizce metin çocuklar için hazırlanmış basit bir öykü kitabında bile olsa, herhangi bir konu üzerine lazım gelen sözcükleri asla bir arada bulamazsınız. Yumurtadan yeni çıkan bir kuş öyküsü anlatır ancak kuştan girer, kuşların düşmanı tilkilerin kurnazlığına varır, yavrularını koruyan annenin şefkatinden çıkar. Fakat serçe kuşunun yanında bir de güvercin ismi ararsınız yok, kuş yuvası ararsınız yok, kuş yemi ararsınız yok; bizim kuş öyküde ne kuluçkaya yatar, ne yavrusunu besler, ne tüylerini düzeltir. Ama dikkatlice okuyun metinden sevgi üzerine felsefi öğütler bile alırsınız. Anlatılan iyidir ama metnin kendisi yeni öğrenenlere sözcük öğretmez. Sizin öyküleriniz bu konuda çok iyi kaynaklar oluşturuyor. Aynı keyif ve hızla devam etmenizi dilerim. Teşekkürlerimle.

      • Merhaba,

        Evet haklısın o kısım gözümden kaçmış. Uyardığın için çok teşekkür ederim eksik kısmı tamamladım =)

        Yazıyı faydalı bulmana sevindim. İyi çalışmalar =)

        • Burak Hocam,

          Doğrusu bu kadar kısa vakitte yanıt almayı beklemiyordum.:) Asıl ben teşekkür ederim. Öykü metinlerini ben faydalı bulmadım. Onlar bana söylediler asıl.

          Bence öyküler gramer bilgilerinden çok ama çok daha önemli. En az on kat daha önemli. Onlar bize neyi nerde söyleyeceğimizi anlatıyorlar, ki gramer bilgileri bunu asla yapmazlar, yapamazlar.

          Son öykünüzdeyim bugün. Daha doğrusu ilk öykünüzdeyim. “etkilipratikingilizce.com” sayfasında videolarınız en yeniden eskiye doğru sıralı imişler; ben tarihlere bakmayı hiç akıl etmediğim için ancak bugün fark ettim. Başka bir deyişle son haftalarda öykü metni koymamışsınız. Lütfen eksik etmeyin. Birileri öykülere daha az ilgi gösteriyorsa, büyük bir hata yapıyor, önemli bir öğrenme fırsatını tepiyor demektir. Başkaları da -salt kitabi bilgilerle- bu kişilerden para kazanıyor demektir.

          Çalışmalarınızda heves ve neşenizi kaybetmemeniz dileğiyle.

          • Merhaba,

            Evet size katılıyorum. Bir süredir hikaye yazmıyorum. O hikayeleri kelime videolarında gösterdiğim kelimeleri pekiştirmek için yazmıştım. Yakın zamanda tekrar hikaye yazmak gibi planlarım var. Mevcut hikayeleri kendi içlerinde gruplandırmayı hatta belki kelime videolarının altına koymayı düşünüyorum.

            İlginiz ve desteğiniz için teşekkür ederim.

  2. seyrettiğim ilk videonuz. çok başarılı, düzenli ve faydalı buldum. çalışmalarınızın tamamını baştan sona izleyip öğreneceğim. teşekkürler. emeğinize sağlık.

  3. yazmıs oldunuz hıkayelerın ıngılızcede zorluk derecesı ne kadar sızce..orta yollumu yoksa basıt mı

  4. You have to learn how to read ..bu how ın ordakı gorevı nedır acaba
    This is where the real learning begins..ve where ın ordakı gorevı nedır bunları acıkllarsanız memnun olurum

    • Merhaba =)

      “You have to learn how to read” İngilizce’de “okumayı öğrenmen gerekiyor” demek. Fakat İngilizce’de genelde bu “Nasıl okunacağını öğrenmen gerekiyor.” şeklinde söylenir. Bu yüzden orada “how” var.”Nasıl” demek için.

      İkinci soruna gelecek olursak, “where” içeren cümle bir relative clause ve “where” kelimesi orada relative pronoun görevinde. Teknik açıklamayı bir kenara bırakıp örnek vereyim.

      Mesela, “Yaşadığım yer burası” İngilizce’de “This is where I live demek.” yani oradaki “where” kelimesinin aslında “yer” anlamına geldiğini düşünebilirsin.

      “Burada yaşıyorum” demek istersek İngilizce’de “I live here” veya “This is where I live” denir. Hangisini söylemek sana kalmış bir şey.

      Mesela “This is the city where I was born.” Türkçe’de “Bu şehirde doğdum.” demek fakat direk çeviri yaparsak “Doğduğum yer bu şehir.” gibi bir anlama geliyor.

  5. Oncelikle selmlar.
    Sitenizi bugün kesfettim hazirlik okuyorum ve ingilizce bilgim “0” hikayeyi dinledim bazi kelimeleri sectim, bazilarini secemedim. O yuzden daha fazla calisma yapmam lazim. Siz ve sizin gibi insanlarin bu sekilde karsiliksiz yarfimlari sayesinde ingilizcemi ileri seviyeye goturebilecegime inaniyorum. Daha fazla calisip belli bir sure sonra tekrar hikayeleri dinleyecegim ama bu sefer ben ceviri yapacagim ve karsilastirma yapacagim umarim fazla fark cikmaz :))
    Simdilik Verdiginiz emekler icin tesekkurler. Eger Allah ömür verirse yine yazacagim bu sefer dogaclama ve ingilizce olacak.
    Iste o zamana kadar kendinize iyi bakın ve sacma yorumlara moralinizi bozmayin
    See you

  6. hocam merhaba saygılar
    bır sorum olacak ben okudugum zaman anlayabılıyorum fakat speakıng de anlayamıyorum bunu nasıl cozebılırım

    • Speaking de anlayamıyorum derken sanırım konuşulduğu zaman anlamıyorsun. Bol bol İngilizce dinlemek senin yararına olacaktır. Özellikle metni olan dinleme kaynaklarını kullanmanı tavsiye ederim. Önce metni çalışıp, anlayıp daha sonra aynı şeyi 3-4 defa tamamen anlayarak dinlemen bu problemin açısından yararlı olacaktır.

      Genelde metni olduğu için “avatar:the last airbender” dizisini tavsiye ediyorum. Her bölümün metni mevcut ve her karakterin ne dediğini izlemeden önce çalışabilirsin ve diziyi izlediğinde sadece dinlemeye odaklanabilirsin.

      Ayrıca bu dizideki konuşmalar net ve günlük hayatta çok sık kullanılan kalıpları içeriyor. Bir bak derim. Her bölümün transkriptine buradan ulaşabilirsin:

      http://avatar.wikia.com/wiki/Avatar_Wiki:Transcripts

  7. Ben bu hikaye icin diyecek hic bir sey bulamiyorum . Bir anlam cikartamadim . Neden okul hayatini tefaratli bir bicimde anlatmis. Tefarata hoc gerek yoktu zahmet olmus. Normal sekilde anlatsada olurmus. Aman tanrim simdi ben ingilizce dersine hangi hikayeyi bulacagim . Bu hikayeyi hic begenmedim

  8. Burak abi öncelikle merhaba. Geçmiş Zaman ile yazılmış geçmiş bir olayı mesela Galatasarayın kuruluşu gibi 100-200 kelimelik bir yazı yazmanı bekliyorum.Sitende paylaşabilirsen yada mail yolu ile aktarabilirsen sevinirim.

  9. bir hikayeyi geniş ve geçmiş zamanda yazacağım yardımcı olursanız sevinirim

  10. Bu hikayenin sorularını ve cevaplarını çıakrtabilirmisiniz lütfen çok acil ihitiyacım var 🙁

  11. Burak bey merhaba,
    ” After you make your way through high school…” metnini , ”Liseyi bitirdikten sonra…” diye çevirmişsiniz, biraz açar mısınız ?
    Cümle ” After you finish high school it’s time to take another exam” olmaz mıydı?

Yorum Bırak