Bu 7 nokta olmadan İngilizce çalışma motivasyonunu kaybedeceksin

Bu derste motivasyon hakkında konuşacağız. Hepimiz bir noktada şuna benzer bir şey yaşamışızdır; heyecanla yeni bir projeye veya hobiye atılırız, kendimizi veririz ama bir süre sonra o baştaki heyecanımızı kaybederiz. Hatta belli bir zamandan sonra sıkılmaya bile başlayabiliriz.

Bu özellikle ingilizce öğrenmek gibi büyük hedeflerde maalesef sıkça yaşanan bir durum. Başta çok heyecanlı oluyorsun. Hatta kendine güzel bir çalışma hedefi de koyuyorsun ve başlıyorsun. Ama birkaç gün veya hafta sonra yavaş yavaş bırakmaya başlıyorsun ve kendine koyduğun çalışma hedeflerini tutturamamaya başlıyorsun. Bir süre sonra da çalışmayı tamamen bırakıyorsun veya erteliyorsun.

Eğer buna benzer bir şey yaşadıysan veya şu anda yaşıyorsan, bu senin suçun değil ve sıkça yaşanan bir durum. O yüzden bu videoda motivasyonu düşürebilecek sebeplerden bahsedeceğim ve sana motivasyon kaybetmemene ya da kaybettiğin motivasyonu geri kazanmana yardımcı olacak 7 tüyo vermek istiyorum. 

Herhangi bir şeye başlarken nereye gittiğini bilmen önemli. Aksi halde o hedefe doğru ilerlerken gereksiz yere zaman kaybedebilirsin. Ama hedef belirlerken de sadece İngilizce konuşacağım veya ana dili seviyesinde İngilizce öğreneceğim gibi büyük hedefler koymamanı tavsiye ederim.

Bunu yapmak, tırmanmak üzere olduğun dağın sadece tepesine odaklanarak ilerlemeye benziyor. Ancak tepeye gelene kadar aşman gereken onlarca, belki de yüzlerce engel var. O yüzden tavsiyem önce önündeki ilk engele odaklanıp onu aşman ve daha sonra sıradaki engeli inceleyerek adım adım ilerlemen.

O yüzden “2 sene içinde İngilizce öğreneceğim” veya “Hedefim çok akıcı İngilizce konuşmak” gibi dağ büyüklüğünde hedefler koymak yerine, seni bu hedefine yaklaştıracak daha küçük adımları belirleyip onları hedeflemen.

Mesela, “Akıcı İngilizce konuşacağım” gibi bir hedef yerine önce “en sık kullanıaln fiiller öğrenceğim”, veya “geçmiş zamanı öğreneceğim ve yaşadığım günleri anlatabilecek düzeye geleceğim” ya da “insanlarla tanışmama yardımcı olacak ifadeleri ve kalıplar öğreeceğim” gibi daha küçük hedefler koyman daha iyi olur.

İngilizce öğrenmek büyük bir hedef ve bu hedefe giderken de yolculuğun tadını çıkarman çok önemli. Eğer sadece dağın en tepesine bakarak sürekli “daha çok yolum var. O kadar ilerledim hala gitmem gereken yol uzun bir yol var” veya “hedefim çok uzak” diye kendine sürekli hatırlatma yaparsan, motivasyonunu da doğal olarak düşürmüş olacaksın.

O yüzden büyük ölçekten baktığında sabırlı olman ama ölçeği günlük seviyeye çektiğin zamanda da sıkı çalışman en sağlıklı yol olacaktır.

Gelelim ikinci tüyomuza. Özellikle zaman konusunda sıkıntı yaşıyorsan, bir çok durumda sebebi buna dayanıyor. O da yüksek günlük çalışma hedefleri. Hatta bir soru sormak istiyorum :

Başarısızlık nedir?

Mesela kendine bugün için 5 saat çalışma hedefi koysan ve sonra 3 saat çalışsan, başarısız mı oldun?

Ya da günde iki saat İngilizce çalışma hedefin varken günde bir saat çalışman bir başarısızlık mıdır?

Olmayabilir. Mesela günde 3 saat İngilizce çalışmak veya İngilizce ile iç içe olmak gayet güzel bir süre. Ama, burada sen kendine 5 saat çalışma hedefi koyup bu hedefi tutturamadığın için kendini kötü hissetmeye başlıyorsun.

Bu sıkça yaşanan bir durum.

Kendimize 5 kilometre koşma hedefi koyup bunu yapamadığımızda koşu yapmayı bırakıyoruz. Halbuki 2 kilometre koşmak da faydalı ve sağlıklı.

Ya da bugün 50 sayfalık kitap okuma hedefimizi vurmayacağız diye 10 sayfa bile okumuyoruz.

Veya koyduğumuz 3 saatlik İngilizce çalışma hedefine bugün ulaşamayacağımızı hiisettiğimiz için çalışmayı yarına, yarınki çalışmayı ertesi güne ve daha sonra komple çalışmayı erteliyoruz ve başlamıyoruz.

O yüzden kendine özellikle yüksek çalışma hedefleri koyarken dikkat etmen lazım. Bu, hızlı bir şekilde motivasyon kaybetmenin en yaygın yollarından biri. Peki ne yapman lazım?

Eğer böyle bir tuzağa yakalandıysan yapabileceğin etkili bir değişiklik var. Kendine minimum bir hedef koyup bunu düşük tutmak. Mesela 5 kilometre koşu yapacağım demek yerine en az 500 metre koşacağım şeklinde bir hedef koy.

“50 sayfa kitap okuyacağım” yerine “5 sayfa okuyacağım” de.

Veya “Günde 5 saat İngilizce çalışacağım” demek yerine “En az 20 dakika çalışacağım” de. Neden?

Öncelikle, bir çalışma hedefini vurmanın en zor yanlarından biri başlayabilmek. Bir kere başladığın zaman genelde gerisi geliyor. Yüksek bir hedef koyduğundaysa bir tülü başlayamayabiliyorsun. Çünkü başlamak zaten zor. Bir de tırmanman gereken dağa bakınca iyice motivasyonunu düşürmüş oluyorsun.

Kendine “en az 20 dakika çalışacağım” şeklinde bir hedef koyarsan, başlamanı kolaylaştırmış oluyorsun. Zamanın olmasa bile gün içinde 20 dakika zamanın var.

Çoğu seferde 20 dakikalık çalışma hedefini vurfuktan sonra devam etmek istediğini göreceksin. Bazı günler 2 saat çalışacaksın, bazı günler 1 saat, bazı günler de sadece 20 dakika.

Ama bu yöntemle birkaç önemli engeli yok etmiş olacaksın. Öncelkikle, momentum kazancaksın. Yani düzenli olarak çalışacaksın ve çalışmaya başlamanı kolaylaştıracaksın.

İkincisi kendini başarısız hissetmeyeceksin. Ne kadar çalışırsan çalış en az 20 dakikalık çalışma hedefini vurmuş olacaksın ve bu da sadece hedefini tutturmana değil değil yolculuğun da tadını çaıkarmana yardımcı olacak. Daha sonra bu en az 20 dakikalık çalışma hedefini kendine göre arttırabilirsin veya azaltabilirsin.

Gelelim 3.tüyoya. Kendini başkalarıyla karşılaştırmamak. Bazen bunu hepimizin bildiğini ama kendimize pek hakim olamadığımızı düşünüyorum.

Senin bulunduğun konumla başkasının bulunduğu konumu özellikle dil konusunda karşılaştırmanın kötü sonuçları var.

Öncelikle kendini karşılaştırdığın kişi senden daha uzun süredir çalışıyor olabilir. İkincisi, sen İngilizcenin bir alanında iyiyken, karşılaştırdığın kişi de senin kötü olduğun alanlarda iyi olabilir. Ama sen sürekli karşılaştırma yaptığın için sanki kendini hep yetersizmişsin gibi hissedeceksin.

İngilizce öğrenmek başkalarına karşı yapılan bir yarış değil ve buradaki amaç kendini sürekli ilerletip senin hedeflerine yaklaşmak. O yüzden kendini başkalarıyla karşılaştırma ve her zaman kendi hedeflerine odaklan.

Bununla birlikte geldik 4.tüyomuza. İngilizce öğrenmeyi, başka bir hedefinin önünde duran bir engel gibi görmemeye çalış.

Eğer mesela, İngilizce öğrenirsem bu işe girerim veya İngilizce öğrenirsem daha iyi bir pozisyonda olurum gibi bir düşünceyle İngilizce öğrenirsen ve tek motivasyonun bu olursa, bir sorunla karşılaştığında veya takıldığında, onu aşmak yerine İngilizce öğrenmekten soğuyabilirsin. Bundan daha doğal bir şey de yok.

Sonuçta öğrenmeye çalıştığın bu dili, başka bir amacın anahtarı olarak gördüğün için her gecikme hedefine ulaşamanı engelliyor ve bu da İngilizceyi suçlamana sebep olabilir. O yüzden İngilizce öğrenmek, başka bir hedefinin önünde duran bir engel pozisyonunda olmasın.

3 tüyomuz kaldı ve geldik 5. tüyomuza. Kendini negatif insanlarla çevreleme. Eğer senin bir hedefin varsa ve sen bu hedefinden bahsettiğinde etrafında sürekli o hedefe asla ulaşamayacağını söyleyen, hedefini komik veya saçma bulan ya da seninle dalga geçen insanlar varsa, ya bu insanlara hedefini anlatma ya da o insanlardan uzak dur. Onların yorumları senin motivasyonunu kötü etkilemekten başka bir işe yaramıyor demektir.

Gelelim 6.tüyomuza. Bu da motivasyonunu korumak açısından önemli bir tüyo. Arada sırada arkana bakıp katettiğin yolu hatırla ve kendini tebrik et.

Çoğu zaman  bir şeye ulaşmaya çalışırken onu yakalar yakalamaz veya yakalamaya yakınken kendimize hemen sıradaki hedefi koyup durmadan koşabiliyoruz. Bir süre sonra da yorulabiliyoruz. O yüzden her arada bir arkana bakıp katettiğin yolu hatırla. Bir zamanlar ulaşmak için can attığın ve artık ulaştığın hedefleri düşün ve kendini tebrik et.

Ve son tüyo olarak, İngilizce konuşıurken hata yaptığında kendini kötü hissetme. Bu yolculuk sırasında aklına kelime gelmeyecek, bir kelimeyi yanlış telaffuz edeceksin veya kullanmaman gereken yerde  bir kelime kullanacaksın ve hata yaopacaksın. Bu çok normal.

Yıllar önce  İngilizlerin ve amerikalıların olduğu bir grupta playstation oyunu oynuyorduk ve ben de “oyunu durklat demek isterken “Pause the game” demiştim. Meğerse “pause” kelimesi aslında farklı telaffuz ediliyormuş. Evet, insanlar bana güldü, ben de kendime güldüm ve geçtik. Ama bu olay bana kelimenin doğrusunu öğretti.

O yüzden yanlış yaptığında moralini bozup İngilizceden soğuma. Kimse yeni başladığı bir şeye hata yapmadan başlamıyor.

Feder eline raketi aldığı anda şampiyon olmadı. Sayısız kere yenildi ve sayısız basit hata yaptı.

Öss birincisi olan veya Öss’de full puan alan biri tüm soruların cevabını bilerek doğmadı .Yine sayısız hatya yapıp yanlışlarından öğrenerek mükemmel hale geldi.

Hatta gelmiş geçmiş en iyi basketbolcu olarak kabul edilen Micheal Jordan’ın ünlü bir sözü var. Şöyle diyor;

9000 den fazla atış kaçırdım. Neredeyse 300 maç kaybettim. 26 sefer oyun kazandırıcı atış için bana güvenildi ve ben ıskaladım. Hayartımda tekrar ve tekrar ve tekrar başarısızlık  yaşadım. Ve işte bu yüzden başarılıyım.

Hata yapmaktan korkma. Hata yapmak dil öğrenmenin bir parçası ve sonunda seni hedeflerine ulaştıracak.

Umarım bu 7 tüyo tekrar motivasyon kazanmana yardımcı olur.

Bu arada düzenli olarak buna benzer içerikleri mail listeme abone olan kişilerle e-posta olarak da paylaşıyorum. Eğer bu video hoşuna gittiyse, e-posta listeme abone olmanı tavsiye ederim. 🙂

3 Yorum Kendi yorumunu ekle

  1. Çok başarılı ve faydalı paylaşımları yapıyorsunuz teşekkür ederim🤗🤗🤗

  2. Bu aralar IELTS hazirlasiyorum. Son zamanlar motivasyonumun dusduyunu fark etdim. Bu da direk ingilizceme yansiyordu. Basit cumleler bile karmakarisik geliyordu. Yanlislarim git gide artiyordu. Veee bugun bu yaziyi okudum. Her weyin benim elimde oldugunu, kendim icin en kucuk addimla baslamam gerektiyini, baskalarinin sonunclarina bakarakdan kendimi kucumsememeli oldugumu anladim. Tesekkur ederim Hocam. Yeniden guvenimi kazandim sayenizde😊

Yorum Bırak