“I’m running” DOĞRU…“I’m loving you” neden YANLIŞ? [Stative Verbs]

İngilizce konuşurken kurduğun her cümlede bir fiil olmalı. Ama bazen her fiili her zamanda kullanamıyorsun. Bu durum hiç kafanı karıştırdı mı?

Mesela, “I am eating a hamburger right now.” diyebiliyorsun. “Şu anda bir hamburger yiyorum.”

Ama “Şu anda seni anlıyorum” demek istersen “I am understanding you right now” diyemiyorsun. Bu hatalı bir cümle oluyor ve understand fiilini continuous tense ile birlikte yani ing eki almış haliyle kullanamıyorsun. Neler oluyor burada?

İngilizce konuşurken fiili doğru bir şekilde çekimlemen hem doğru zamanda konuşabilmen hem de söyledikleirinin anlaşılması açısından önemli.

Ama bazen, öğrendiğin kurallara uymayan fiiller olabiliyor.

Mesela koşmak fiilini ele alalım.

“Koşuyorum” demek için “I am running” demem yeterli.

Ama mesela “Biliyorum” demek istersem “I am knowing” diyemiyorum. Bunun yerine geniş zaman cümlesi kurarak “I know” demeliyim.

Buun sebebi know fiilinin stative verb olması. İngilizcede fiiller iki kategoriye ayrılır.

Dynamic verb ve Stative verb.

Dynamic verb yani dinamik fiiller koşmak(run), yürümek(walk), zıplamak(jump) veya oturmak(sit) gibi eylemleri belirtir. Bu en yaygın fiil türü ve her zamanda kullanılabilirler.

Stative verbs yani durum fiilleri ise bilmek(know), istemek(want), inanmak(believe) veya sevmek (like) gibi durum belirten fiiller. Bu fiiller anlık olarak yapılan eylemlerden ziyade bir durum belirtirler.

5 saniye boyunca zıplayabilir ama 5 saniye boyunca bilme eylemini bilinçli olarak devam ettiremem. Veya bir şeyi istemek, zıplamak ya da koşma gibi dinamik bir eylem değil. Ya biliyorumdur ya da bilmiyorumdur. Bilmek veya istemek  aktif olarak koşmak veya zıplamak gibi değil.

O yüzden stative verbs simple ve perfect tenselerle kullanılabilirken  continuous tense ile kullanılamaz. Kısaca…

“Kitap istiyorum” derken “I am wanting a book” diyemem. “I want a book” demeliyim.

“Bu cevabı biliyordum” derken “I was knowing this answer” diyemiyoruz. “I knew this answer” demeliyiz.

Veya “Seni anlıyorum” derken “I am understanding you” değil “I understand you” demeliyiz.

Peki stative verblerle dynamic verbleri ayırmanın bir mantığı var mı?

Bu fiilleri tespit etmeni kolaylaştıracak bir teknik var. Ama önce birkaç temel bilgi vermek istiyorum.

Dynamic verb sayısı durum fiilinin yani stative verb’ün sayısına göre daha fazla.

Stative verb’leri öğrenmenin ilk ve en önemli adımı, böyle bir şeyin var olduğundan haberdar olman. Tebrikler an itibariyle bu adımı geçtin.

Bu yazıda ağırlıklı olarak dynamic verb ve stative verb’ler üzerinde duracağım ve tüm stative verb’leri değil, en yaygın fiillerden bazılarını sana göstereceğim.

Duruma ve kullanıma göre hem stative verb hem de dynamic verb olabilen bazı fiiller de var. Bu yazıda onlara değinmeyceğim. Ancak stative verb’lerle birlikte hem stative hem de dynamic olabilen fiillerin detaylı bir listesini istiyorsan, buna yönelik bir dosya hazıladım. Bu bağlantıya tıklayarak ve karşına çıkan sayfada e-posta adresini girip bu listeyi ücretsiz olarak indirebilirsin.

Evet, gelelim stative verb’leri anlamanın temel mantığına.

Bir fiili stative ya da dynamic yapan en önemli unsuru bir kelimeyle özetleyebilirim.

Kontrol…

 Evet, iki fiil türü arasındaki en önemli ve temel fark bu.

Dynamic verb, kontrolün tamamen sende olduğu eylemleri belirtir. Zıplamak istersen, senin elinde. Bu eylem tamamen senin kontrolünde.

Koşmak, senin elinde. Bir şeye uzanmak, konuşmak, yürümek, ders çalışmak. Bunların hepsi tamamen senin kontrolünde. İstediğinde yaparsın, ve istemediğinde yapmazsın.

Peki aynı şeyi “aşık olmak” için söyleyebilir misin? Birine aşık olduktan sonra zıplamayı bırakmak veya koşarken durmak gibi bir anda aşık olmayı bırakabiliyor musun? Hayır. Bu çok da kontrolünde olan bir şey değil.

Peki bir şeyi bilmek. Diyelim bir bilgi öğrendin veya bir şeyi biliyorsun. Bir anda koşmaya başlamak gibi “bilmeyi” bırakabilir misin?  Tabii ki hayır. Hiçbirimizin hafıza silme yeteneği yok.

İşte kontrolünde olmayan eylemler genelde stative verb olurlar.

Kontrolünde olmayan eylemler yani stative verb olan fiilleri de 4 temel kategoriye ayırabiliriz.

—————————————

Duygu bildiren fiiller

Duyu bildiren fiiller

Düşünce belirten ve beyinle alakalı olan fiiller

Varoluşla ilgili fiiller

————————————–

Duygu bildiren fiillerle başlayalım.

Bunlar love, hate, like ve prefer gibi filler. Bunlar hairicinde fiiller var ama bu dördüne odaklanmak istiyorum.

Unutma, eğer kontrolümüz dışında ise ve dilediğimiz gibi o eylemi gerçekleştiremiyorsak durum fiilidir.

Mesela aşık olmak veya çok sevmek yani love fiiline bakalım

Stative verb olduğu için “Seni seviyorum” derken “I am loving you” değil “I love you” dememiz lazım.

Aklına McDonalds’ın “I’m loving it” logoso veya The Scorpions’un “I’m still loving you” şarkısı geldiyse, dayan yazının ilerleyen kısımlarında niye böyle istisnaların olduğunu ve ne zaman kuralları görmezden gelebileceğini anlatacağım!

Love dışında hate like ve prefer yani nefret etmek, hoşlanmak/sevmek ve tercih etmek fiilleri de stative verb.

Bir şeyi sevmek bizim elimizde olan bir şey değil. Susmak veya durmak gibi bir anda yapabileceğimiz bir eylem değil. O yüzden continuous tense ile kullanılmaz.

Mesela “Her akşam koşmayı tercih ediyordum” derken “I was prefering to run every night” diyemeyiz. “I prefered to run every night” demeliyiz.

Veya “Bu filmden nefret ediyorum” derken “I am hating this movie” değil “I have this movie” demeliyiz.

Aynı şekilde “I am liking apples” değil “I like apples” demeliyiz.

Duyu bildiren fiiler de stative’dir.

Mesela hear ve see gibi fiillerin temel anlamları da durum fiilidir.

Algı bildiren fiiller biraz ilginçler ve birçoğu hem dynamic hem de stative olabiliyor.

Ama en temel anlamları stative. Mesela görmek ve duymak fiilerine yakından bakalım.

“Bir ses duyuyorum” derken “I’m hearing a sound” değil “I hear a sound” demeliyiz.

Veya “Seni görüyorum”, “I am seeing you” değil “I see you” şeklinde söylenir.

Neden? Yani sonuçta neyi duyduğum ve neyi gördüğüm bana bağlı öyle değil mi?

Aslında tam olarak değil. Diyelim seni görmek istemedim. Ne yapmam lazım? Yüzümü çevirmem lazım veya gözlerimi kapatmam lazım. İyi de bu sefer göz kapaklarımın içini görüyorum. Yani teknik olarak görme yetini kontrol edemiyorsun. Her zaman bir şey görmek zorundasın, göz kapaklarının içi olsa bile.

 Duyma yetin için de öyle. Duyma becerini komple kapatıp açamıyorsun. O yüzden bu fiiller de stative kabul edilirler

Düşünce belirten ve beyinle alakalı olan bazı fiiller de stative’dir.

Mesela “know” yani bilmek, “need” yani ihtiyaç duymak, “understand” yani “anlamak” ve “believe” yani “inanmak” fiilleri gibi.

Bir şeyi bilmek de kontrol edebileceğin bir şey değil. Ya biliyorsundur ya da bilmiyorsundur.

O yüzden “Beni aradığını biliyorum” gibi bir cümle kurarken “I am knowing you called me” değil “I know you called me” demeliyiz.

İhtiyaç duymak da aynı şekilde.

“Beni dinlemen lazım” derken “I am needing you to listen to me” değil “I need you to listen to me” demelisin.

Anlamak ve inanmak fiileri için de durum aynı ve yine bir şeyi anlaman veya anlamaman kontrol edebileceğin bir şey değil. İnanmak da kontrol edebileceğin bir eylem değil.

O yüzden “Ne dediğini anlıyorum” derken “I am understanding what you are saying” değil “I understand what you are saying” demelisin.

Veya “Sana inanıyorum” derken  “I am believing you” değil “I believe you” demelisin.

Son olarak varoluşla ilgili fiiller de stative olabiliyor.

Bunlara örnek contain yani içermek veya consist of something yani bir şeyden oluşmak fiilleri.

Bir şeyin ne içerdiği veya neyden oluştuğu da kontrol edilebilen eylemlerler değil.

Mesela “Bu içecek kafein içeriyor/ içerir” demek istersen “This drink contains caffeine” demelisin.

Veya “Bu makine bizim parçalarımızdan oluşuyor” derken “This machine consists of our parts” demelisin ve “is consisting” demek hatalı oluyor.

Özet

Özetle, fiiller ikiye arılır. Dynamic verbs ve Stative verbs.

Stative verbs aslında bir durumu belirtttiği için continuous tense ile kullanılamaz ve simple ya da perfect tense ile kullanılabilir.

 Yazının başında dediğim gibi bazı fiiller hem stative hem de dynamic olabiliyor ve bu durum kullanımına ve anlamına göre değişebiliyor. O yüzden böyle bir şeyle karşılaşırşan kafan karışmasın.

Mesela görmek yani “see” fiili biriyle romantik anlamda görüşme/biriyle çıkmak anlamına da gelebiliyor. Bu durumda bir süreç olarak “Şu anda biriyle görüşüyorum” demek istersen “I am seeing someone” diyebilirsin.

Ancak en temel anlamıyla yani “görmek” anlamıyle see fiili stative ve “Birini görüyorum” derken “I see someone” demelisin.

Unutma, bazen kuralların kırıldığını görebilirsin. Mesela McDonald’s’ın “I’m loving it” logoso veya The Scorpions’un “I’m still loving you” şarkısı gibi. Bu cümleler aslında günlük hayatta kullanılmaz ancak bazen ince anlamlar vermek için bu kuralı bozan şairler, şirketler veya kişiler görebilirsin.

Örneğin “I’m still loving you” şarkısında “love” fiili stative olmaktan çıkmış. Bu da cümleye ince bir anlam olarak “tekrar ve tekrar sana aşık oluyorum”, “her seferinde seni sevmeyi tercih ediyorum” ve “her zaman seni seveceğim, sana tekrar aşık olacağım” anlamını katıyor.

Ya da diyelim biriyle tartışıyorsun ve o kişi sana “You’re not hearing me” dedi. Bu kişi burada “söylediklerimi/anlatmak istediklerimi duymazdan geliyorsun ve beni anlamamayı tercih ediyorsun” demiş oluyor. Burada bir kasıt olduğunu düşündüğü için hear fiilini dynamic verb olarak kullanıyor.

Veya believe fiiline bakalım. Örneğin “I was believing what they were telling me” gibi bir cümleyle karşılaşabilirsin. Believe aslında bir stative verb. Ancak bu cümleyi kuran kişi geçmişi değerlendiriyor. Bunu yaparken de sürekli ikna edildiğini ve bu söylenenlere inanmayı tercih ettiğini bu şekilde sana aktarmış oluyor.

Konuşurken stative verb ve dynamic verb farkını bilmen önemli. Ama bazen kuralların çiğnenebildiğinin ve neden çiğnendiğinin farkında olman da bu konuyu kavramana yardımcı olacak.

Süper. Artık “stative verbs” ve “dynamic verbs” arasındaki farklara hakimsin!

1 Yorum Kendi yorumunu ekle

Yorum Bırak