Konuşma Korkunu Yenmek ve Etkili Bir Şekilde İletişim Kurabilmek

İngilizce konuşma korkusu, hepimizin bir noktada yaşadığı bir sorun. Belli bir seviyeye geliyorsun, konuşmaya karar veriyorsun. Fakat tam konuşacağın kişiyi gözüne kestirip ne söyleyeceğini kurgularken, karnında enteresan bir his yaşamya başlıyorsun. Avuçların terliyor. Sonra, beynin seni sabotaj etmeye başlıyor. Aklına bir sürü bahane gelmeye başlıyor. ya bir şey söylerse ve cevap veremezsem, rezil ourum, iyi de abi daha relative clause konusunu öğrenemedin ki ne konuşması sen de veya biraz daha seviyemi arttıyrayım, o zaman konuşcam. Dhaha hazır değilim gibi düşünceler geliyor.

Peki bu neden oluyor?

Aslında çok önemli bir fonksyonu var. Eski zamanlarda, binlerce yıl önce kabile ortamında yaşarken, o kabile içinde kalmak, herkes tarafından sevilmek ve dışlanmamanın hayati bir önemi vardı.

İnsanları gıcık edersen ve insanlar seni sevmeye başlamazsa, sabah kalkıp gölden su içmeye giderken kimse sana eşlik etmeyebilir ve bunun Sonucunda da aslan yemi olabilirsin. O yüzden topluma uyum sağlamak kötü durumlara düşmemek ve faydalı olmak çok çok önemliydi.
Ama artık bu zamanda, bu tarz korkuların bu fararlı fonksyonu ortadan kalktı.

Rahatlık Bölgesi

Bu da bizi “Comfort Zone” denen kavrama getiriyor. Comfort zone, rahatlık bölgesi anlamına geliyor. Bunu bir kutu olarak düşünebilirsin. İçinde kalan her aktivite veya eylem, sana gayet normal geliyor ve bunu tekrar ve tekrar yapabilirsin. Rahatsın. Dışında olan şeyleri yapmaksa büyük bir çaba istiyor ve seni çok heyecanlandırıyor.

Rahatlık bölgen dışında olan bir egzersiz veya eylemi yeterince yaparsan, rahatlık bölgen genişliyor ve artık o yaptığın şey sana kahve siparişi vermek kadar kolay bir hale geliyor. Ve bunu yaptıkça git gide daha rahat hale geliyorsun.

Peki, Comfrot Zone’unu nasıl geliştirirsin. Kabul ediyorum, kolay bir şey değil. Ama başarı da comfort zone’un dışında seni bekliyor. Sadece oraya gidebilme cesaretini göstermen lazım.

Küçük küçük başlamanı tavsiye ederim. Seviyen ne olursa olsun, insanlarla etkileşim kurmaya başla. Burada tek bir amacın olsun. İnsanlarla anlaşabildiğini ve kötü giden konuşmalar da olssa, sonucunda kötü şeylerin olmadığını kendine göstermek. İyi cümle kurma veya gramer noktasına kafayı takma. Bunlar olmadan da insanlarla anlaşabilirsin.

İlk adım, ne olursa olsun anlaşabildiğini kendine göstermek. Kelime unutursan, dert etme. Diyelim bir şey anlatırken soğan kelimesini unuttun. Büzüşüp şoka girme. Hemen bunu oyun haline getir Mesela şöyle bir şey diyebilirsin. “ ok, I don’t know the word. But cut, cry, what is it? Karşından bam diye “onion” kelimesinin geleceğine emin olabilirsin.

Ne Şekilde Çalışmalısın?

Her şeyden önce, profesyonel bir futbolcu gibi düşünmeni istiyorum. Nasıl maçta tek bir frikiği gole çevirebilmek için futbolcular arka planda kimse bakmıyorken binlerce kez aynı noktadan şut çekiyorsa, senin de aynı şekilde çalışmanı istiyorum.

Konuşmak için illa karşında birinin olmasını bekleme. Bu büyük bir hata. Eğer o an için önceden hazırlanmışsan, ve kalıpları kafanda oturtmuşsan, her şeyin iyi gitme ihtimali çok daha yüksek olacak.
O yüzden profesyonel futbolcu mantalitesiyle, arka planda kendi kendine her gün çalışmanı istiyorum.

Öncelikle bilmek gereken önemli nokta şu. Konuştuğunda beynin karşında birinin olup olmamasını umursamıyor. Karşında kimse olmasa da gerekli bağlantıları kuruyor ve cümleleri kalıplaştırıyor. Bu çok önemli. Çünkü kalıplarla birlikte konuşabilmeye başladığında akıcılığın bir anda artıyor ve takılmaların ciddi şekilde azalıyor.

Bu seviyeye gelmek için de yapabileceğin en iyi alıştırmalardan biri kendi kendine konuşmak.

1- Gününü Kendi Kendine Farklı Zamanlarda Anlatmak

Bu alıştırmada gününü kendi kendine anlatman lazım. Ama 4 farklı zamanda. Mesela kendimden çok basit bir örnek vereyim. Bugün kalktım, giyindim ve buraya workshop vermeye geldim. Göstermek amacıyla kısa tutuyorum.

Evde vaktim olduğunda boş bir odaya geçip bunu arkadaşıma anlatır gibi 4 farklı zamanda anlatacağım. Öncelikle geçmiş. I woke up, got dressed and came here to give a workshop. Sonra şimdiki zaman. I am waking up, getting dressed and coming here to give a workshop. SOnra geniş zaman. I wake up every week, get dressed and come here to give a workshop. Son olarak gelecek zamanda. I am going to wake up, get dressed and come here to give a workshop.

Şimdi bu egzersizi yaptığında 4 farklı şey oluyor.

  • Öncelikle zamanları pekiştirmiş oluyorsun. Zamanlar tüm cümlelerinde olması gereken bir alt yapı ve bunu düşünmeden konuşmak akıcılığın ilk adımı. Bu alıştırmayla bunun pratiğini yapmış oluyorsun.
  • ikincisi, fiillerin farklı zamanlardaki halini düzenli olarak pekiştirmiş oluyorsun. Give, gave oluyor, take geçmiş zamanda took oluyor ve benzeri.
  • üçüncüsü, bilmediğin çok önemli kelimeleri keşfetmene yardımcı oluyor. Belki ben burada speach kelimesinin ne olduğunu bilmyiordum. Ama artık öğrenebilirim ve konuşmama katabilirim. Bu egzersizi yaparken keşfedeceğin her kelime senin için önemli ve bilmen gereken bir kelime olacaktır.
  • Son olarak, sürekli olarak kurduğun cümleler kafanda kalıplaşıyor.

 

NOT: Eğer cümle kurarken kullandığın kelimelerin telaffuzlarından emin değilsen, forvo.com sitesini kullanmanı tavsiye ederim. Burada neredeyse her kelimenin gerçek insanlar tarafından telaffuz edilmiş halini bulabilirsiniz.

2) Konu Üzerinden Çalışmak

Bu egzersizin farklı bir varyasyonu da konu bazlı çalışmak. Diyelim yol tarifi konusunda eksik olduğunu hissediyorsun. Kendi kendine yol tarifi yap. Öncelikle kendine gitmek istediğin noktayı soru. Excuse me, how can I get to the supermarket from here? Daha sonra bu yolu tarif et. Go straight for 200 meters, turn left follow the road and you will see it on your right gibi.

Ya da kendi kendine pazarlık yap. Manavdan elma satın aldığı düşün ve bunun fiyatını düşürtmeye çalış. Bunu İngilzce olarak nasıl yapardın? Hangi kelimeleri ve kalıpları öğrenmen lazım? Bu bilmediğin ve eksik olduğun her şey ortaya çıkıyor.

3) Dışarıda geçirdiğin boş vakitleri değerlendir

Yapabilecğein başka bir alıştırma, dışarıda boş geçirdiğin vakitleri değerlendirmek. Özellikle yolda yürürken, otobüsteyken veya bir yerde birini beklerken bu alıştırmayı yapabilirsin. Alıştırma, etrafınd o anda gördüklerini kendi kendine anlatmaktan oluşuyor.

Diyelim simit satın ala yaşlı bir bayan gördün. Hemen “There is an old woman buying a bagel” diyebilirsin. Önemli olan nokta bunu detaylandırmak. She is takin her wallet out of the purse. She took 5 liras and gave it to the seller. The seller took some change out of his pocket and gave it to the old lady.

Şimdi bunu yaparken yine bilmediğin kelimeler olacak. Önceki alıştırmalarda olduğu gibi bunu yine not al. Eğer simit ne demek bilmiyorsan, konuştuğunu esnada Türkçe olarak simit de. Fakat bunu not al.

Böylece kelimeyi bilmesen de yine kalıpları ve zamanları pekiştirmiş olacaksın.

The woman is buying a simit from the seller gibi.Yine bu durumlarda da keşfedeceğin kelimeler, genelde önemli ve sık kullanılan kelimeler oluyor.

Her gün bunu yaptığında, hem konuşma olarak hızlanacaksın, hem de sistematik olarak bilmediğin yeni kelimeler keşfedip öğreneceksin.

Duyduğunu Anlayamamak veya Konuşmaların Hızlı Gelmesi

Şimdi gelelim konuşma esnasındaki en büyük korkulardan birine. Karşındaki kişiyi hiç anlayamamak.

Bu da doğrudan “Yabancılar çok hızlı konuşuyor” düşüncesine bağlı. 

Aslında, problem hızlı konuşmaları değil. Aslında biz de Türkçe’yi yeni öğrenen birine göre anlaşılamayacak kadar hızlı konuşuyoruz. Örnek vereyim.

Diyelim Amerikalı biri Türkçe konuşmak istiyor. Derste “Ne yapıyorsun?” sorsunu öğrendi ve nasıl kullanıldığını  artık biliyor. Daha sonra ilk uçakla Türkiye’ye geldi bavulunu aldı ve döner dönmez Türk olan birine yanlışlıkla çarptı.

Türk de dönüp “napıosun kardeşim” dedi. Şimdi, biri Amerikalıya çarptığı kişinin aslında ne yapıyorsun? dediğini söylediğinde amerikalının aklına ne gelcek? Oha ne kadar hızlı konuşuyorlar.

Peki gerçekte durum böyle mi? Hayır. Bunun hızlı konuşmakla alakası yok. Sadece sık söylenen şeyler her dilde yutulmaya başlanıyor ve yazımla konuşma  farklılaşıyor.

Ama Amerikalı “Napıosun” telaffuzunun mantığını anladıktan sonra “Nereye gidiyosun?” ve Kimi arıyosun?” gibi soruları çok daha rahat anlamaya başlayacak.

İşte İngilzicenin bize ilk etapta hızlı gelmesinin de sebebi bu. Derste “What are you doing?” sorusunu öğreniyoruz 

Daha sonra karşına amerikalı geliyor ve sana, “Hey, whataya doin?” diyor. Hızlı gelmesi normal.

Birçok kilit kelimede bu kısaltmalar var. What are you kalıbı whatayu şeklinde söyleniyor. Going to gonna olarak söyleniyor.

Sonra bide tüm bunlar bir cümle içerisine atılıyor ve ortaya whatayagonna do? gibi sorular çıkıyor.

Ama mantığını ve neden böyle olduğunu bildikten sonra bu kısaltmalara alışmak da kolaylaşıyor =)

Dinleme Alıştırması

Buna yönelik yapabileceğiniz bir dinleme alıştırması var. Burada özellikle metinleri olan dinleme parçaları çok değerli.

Öncelikle parçayı tamamen anlar şekilde, hiç metne bakmadan dinle. Daha sonra parçaya bakarak dinle ve anlamadığın kelimeleri çıkar.

Bu nokta önemli. Bunu yaparken, duyduğunda anlamadığın fakat okuduğunda anlayabildiğin noktaları not al. Bunlar, telaffuz konusunda sıkıntı yaşadığın alanlar olabilir. Bu kısımları defalarca dinleyip neden anlayamadığını tespit et.

Son olarak parçayı tamamen anlar şekilde 1-2 kere dinleyip yeni parçaya geç.

Bu tarz içerikler bulabileceğin güzel bir site deepenglish.com. Buradan değişik hızlarda ses kayıtları olan parçalar bulman mümkün.

Konuşma Alıştırması Yapabilmenin Yolları

Bu tarz konuşmalara çok girmeden yabancılarla  tanışıp konuşabileceğin  iki kaynaktan bahsetmek istiyorum.

İlki meetup.com Meetup.com üzerinden çeşitli language exchange toplantılarına katılabilirsin. Buraya öğrenmek amacıyla onlarca insan katılıyor ve buluşmanın ana sebebi örğenmek olduğundan, İngilizce seviyenin daha düşük olması önemli değil. Sonuçta öğrenmek için geliyorsun =)

Siteye üye olduktan sonra ilgi alanın olarak “Language learning” veya “Travelling” gibi kategorileri seçtiğinde düzenli olarak karşına bu tarz toplantılar çıkacak. Tek yapman gereken, katılacağını belirtip toplantının olduğu yere gitmek. Üstelik ücretsiz.

İkinci site ise, couchsurfing.com.

Bu sitede ülkemize gelen yabancı insanların düzenlediği tanışma toplantılarına kaltılabilirsin. Buraya gelen neredeyse her yabancı etkinliğin düzenlendiği şehri gezmek için geliyor. Onlarla şehrin ve onların şehri hakında sohbet edebilirsin. Hatta kendi şehrini gezdirmeyi bile teklif edebilirsin. Bir çoğu zaten bu sebepten toplanıyor.

Ayrıca sitenin amacı, gittiğin yabancı ülkelerdeki insanların evinde ücretsiz olarak konaklayarak kültürleri hakkında fikir edinmek.

Eğer ev durumun müsaitse, tanıştığın insanları evinde de bir süre kalmaya davet edebilirsin. Böylece kazan kazan olmuş oluyor. Böyle bir şey yaptığında bazen günlerce İngilizce konuşmuş olabiliyorsun. Bu da çok farkediyor.

Özetle, konuşma korkusu kendiliğinden veya seviyenin artmasıyla birlikte geçen bir şey değil. Bunun için doğru bir şekilde düzenli olarak çalışmanız lazım. Ama birkaç etkileşimle birlikte kendinize anlaşabildiğiniz gösterdiğiniz an, bu korku ortadan kalkmaya başlayacak.